Balıklı Göl, Şanlıurfa’nın güneybatısında huzur verici bir ortam. İki küçük gölden oluştuğu söylenir, ama oradaki su birikintileri, gölden çok havuza benzemektedir. Burada sadece Türkiye’den değil, yurtdışından gelen ziyaretçilere de rastlanır. Müslüman, Hristiyan ve Museviler tarafından bilinen Hz. İbrahim‘in efsanelerinden dolayı kutsal sayılan Balıklı Göl’ü çok sayıda ziyaretçi ziyaret etmektedir.

Balıklı Göl’e girdiğinizde çevrenizi çocuklar sarar, bir kola parasına size eşlik etmek ve Balıklı Göl’ün hikayesini anlatmak isterler. Türkçe, Kürtçe, İngilizce, Almanca, İtalyanca dillerinde anlatım yapabilirler. Fakat, anlattıkları ezberledikleriyle sınırlı ve anlaşılabilirlik düzeyleri çok da yüksek değil.

Bir Efsane

Nemrut… Zamanın kötü hükümdarı. Kendisini Tanrı olarak addeden zat. Tapınaklar yaptırıp, kendi heykellerini diktirir, sonra da halkı, zorla kendisine Tanrı diye taptırır. Ama bu Nemrut, Kommegene kralı Nemrut ile karıştırılmamalı. Nemrut, acımasız anlamına gelir. Naram-Sin, Nemrut’un gerçek ismi, Akad sülalesinin ve ilk imparatorluğun kurucusu Büyük Sargon’un da torunudur aynı zamanda.

balikli gol 1

Gecelerden bir gece gördüğü kabusu saray kahinlerine ve büyücülerine anlatır. Dünyaya gelecek bir çocuğun kendisini tahtından edeceğini ve ülkedeki hakimiyetine son vereceğini açıklarlar. Bunun üzerine Nemrut, kahinlerin önerisiyle doğacak tüm erkek çocukların öldürülmesini ve bu süre içerisinde çiftlerin birbirlerine yakınlaşmasının yasak olduğunu emreder. Ailelerin başlarına, kuralların uygulanıp uygulanmadığını kontrol eden gözlemciler koyar. Yalnızca, çok güvendiği başdanışmanı Azer’e ve onun ailesine gözlemci koymaz.

Nemrut, yaptırdığı zulümlere, öldürttüğü çocuklara rağmen bir yılın sonunda, kendisini tahtından edecek çocuğun yarın gece ana rahmine düşeceğini öğrenir. Bunun üzerine bütün erkeklerin, şehrin dışına çıkarılmasını emreder.

Nemrut, şehri gezerken krallık mührünü yanına almadığını farkeder. En güvenilir adamı olan Azer’i saraya, mührü alması için gönderir. Azer gider, mührü alır. Ama aklına karısı gelir. Nefsine hakim olamaz ve karısıyla birlikte olur. Böylece, kötü hükümdar Nemrut’u yok edecek Hz. İbrahim, ana rahmine düşer.

Nemrut, kahinlerden aldığı bu ona göre kötü haberle, aynı senede doğacak tüm çocukların öldürülmesini emreder. Azer’den hamile kalan karısı ise hamile olduğunu kocasına söyleyemez, kendisini şişmanlamış gösterir. Doğum zamanı yaklaşınca Balıklı Göl’de, Mevlid-i Halil Camii’nin arkasında bulunan mağaraya giderek, çocuğunu tek başına doğurur.

balikli gol hz ibrahimin gogdugu magara

Hergün bir defa mağaraya gelerek çocuğunu emzirir, gelemediği günlerde, mağarayı korunak olarak kullanan ceylanların sütüyle beslenir. Bir gün, 15 ay geçmesine rağmen 15 yaşında gibi görünen İbrahim’i kralın askerleri görür ve saraya getirir. Nemrut, bu delikanlıyı yanına alır. İbrahim sarayda yaşamaya başlar ve sarayın diğer evlatlığı Zeliha ile dost olur.

İbrahim, küçük yaşlarından itibaren yaşamını sorgulamaya ve Rab’bini aramaya başlar. Güneşe inanır, battığını görür, aya inanır, kaybolduğunu görür, yıldızlara inanır, kaydıklarını görür. En sonunda, karşılığını bulur. Cebrail, kendisine artık peygamber olduğunu, bundan sonra Allah’ın sözcüsü olarak, putlara tapanları, inkâr edenleri eğitmesi gerektiğini söyler.

Ülke, o zamanlar putperest bir ülke, kendi yaptıkları putlara taparlar. Hz. İbrahim, insanlara, onların yanlış yolda olduğunu anlatmaya çalışır. Fakat, insanlar Hz. İbrahim’i anlamakta zorluk çekerler, çünkü akıllarını kullanmaktan aciz durumdadırlar.

Hz. İbrahim, bu insanlara güzel bir ders vermek ister. Vakit, bir şenlik günü. Herkes şenliğe gider fakat, Hz. İbrahim, hastalığını sebep göstererek katılamayacağını belirtir. O zamanlar, biri hasta oldu mu salgın hastalık riski yüzünden kimse onun yanına yanaşmaz. Hz. İbrahim, gizlice tapınağa gider ve tüm putları kırar. Biri hariç. Bu putun koluna da, diğer putları kırarken kullandığı sopayı asar.

Ahali, putların kırıldığını görünce Hz. İbrahim’i suçlar ve onu sorguya alırlar. Hz. İbrahim, kendisnin böyle bir şey yapmadığını, tapınaktaki putun kıskançlığından dolayı diğer putları kırmış olabileceğini söyler. Diğer insanlar, bunu bir putun yapamayacağını bilirler. İşte, ilerlemenin ve gelişmenin önüne geçen anlayışa, dogmatizme (bağnazlığa) burada rastlanır. Ataları putlara inandıkları için bu insanlar da putlara inanırlar. Nedenini sorgulamazlar, içlerinde bulunduğu durumu eleştirmezler. Hz. İbrahim, bu olay üzerine insanların fikirlerinin yavaş yavaş değişmesini sağlayarak taraftar toplamaya başlar.

Hz. İbrahim çevresini genişletirken, Nemrut da bu arada tanrılığını ilan eder. Hz. İbrahim tabii ki bunu kabul etmez, tutuklanır ve sorguya alınır. Niçin benim tanrılığımı kabul etmiyorsun diye sorduğunda Nemrut, Rab tektir, sen sadece bir insansın diye yanıtlar Hz. İbrahim. Nemrut, belli ki yarışa girmek ister. “Rab’binin yapabileceği, benim yapamayacağım bir şey söyle” der. Benim Rab’bim ölüyü diriltir, diriyi de öldürür, diye yanıtlar Hz. İbrahim. İnsanoğlunun en zayıf özelliği kibiri de burada görürüz.

“Kibir, kendinden habersizliktir. Tıpkı güneşten haberi olmayışı gibi buzun.” Mevlana

Nemrut, bunu kendisinin de yapabileceğini söyler. İki idam mahkumunu getirtir, birini asar, diğerini de serbest bırakır. Hz. İbrahim, bunun bu kadar kolay olmadığını göstermek için güneşi batıdan doğurmasını ister. Nemrut, bunu yapamayacağını bilir. (Bu husus Kuran-ı Kerim’de Bakara suresinin 258. ayetinde yer almaktadır.) Bunun üzerine Hz. İbrahim’i ateşe atmaya karar verir.

Etrafındaki bütün odunları toplatır, büyükçe bir ateş yaktırır. Balıklı Göl’e girdiğimizde karşıdaki tepenin üzerinde iki tane sütun görürüz. Nemrut, bu sütunları mancınık olarak kullanmıştır. Hz. İbrahim’i bu düzeneğe koydurur ve mancınığın ipi kesilir.

balikli gol mancinik

Kuran-ı Kerim’de Enbiya suresi, 69. ayette şöyle bir emir geçer.

Ey ateş, İbrahim’e karşı serin ve selâmet ol.

Bunun üzerine Hz. İbrahim’in düşmek üzere olduğu ateş suya, ateşteki odunlar ise balıklara dönüşür. (Bir rivayete göre de Hz. İbrahim’in düştüğü yer, bir gül bahçesine dönüşür.) Varlığına inandığı için Allah, Hz.İbrahim’e “Halilim (Dostum)” der. Bu göle de bu yüzden Halil-ür Rahman Gölü denir.

Nemrut’un evlatlık kızı Zeliha’nın, Hz. İbrahim’in ateşe atılması sebebiyle döktüğü gözyaşları, Balıklı Göl’de bulunan iki büyük gölden ikincisini, Zeliha’nın gözyaşları anlamına gelen Ayn-ı Zeliha Gölü‘nü oluşturmuştur.

Nemrut, Hz. İbrahim’i öldüremediği için büyük bir sıkıntı içerisindedir. Bu sefer Rab’a karşı gökyüzüne uçabilecek büyük kartallar ve onların sırtında, ellerinde mızraklarla savaşabilecek askerler yetiştirir. Gökyüzüne savaşa çıkarlar ve döndüklerinde mızrakların uçları kanlanmıştır. Öldürdüklerini sanarak büyük bir kutlama yaparlar. Bu esnada gökyüzünden sivrisinek ordusu iner ve Nemrut’un ordusunu öldürür. Nemrut, bu olayı gördükten sonra sarayına kaçar, sivrisineklere karşı sarayın her tarafını kapattırır. Fakat içeri sızan bir sivrisinek Nemrut’un burnundan kafasına girerek onu öldürür.

Efsaneler… Doğruluğu bilinmez ama böyle anlatılır durur.

balikli gol 3

Balıklı Göl’de oturup bir şey içebileceğiniz, mısır yiyebileceğiniz, havuzun ortasında fıskiye manzaralı güzel bir kafe de bulunuyor. İsterseniz havuzda küçük bir kayıkla, minik bir seyahate de çıkabilirsiniz.

Balıklı Göl’de bulunan en büyük göl 150 metre uzunluğunda ve 30 metre genişliğinde.

balikli goldeki en uzun gol

Yöresel kıyafetler ilginizi çekiyorsa Balıklı Göl’de kıyafetleri denemek için dükkanlar mevcut. Giysileri giyip fotoğraf çektirebileceğiniz gibi, beğendiklerinizi satın da alabiliyorsunuz.

Göldeki Balıklar

Kutsal oldukları düşünüldüğü için yenmezler, ama yediğinizde zehirlenme ihtimalindeki sebep kutsal olduklarından değil sağlıksız ortamlarda bulundukları içindir. Yemeğe o kadar alışmışlardır ki… Elinizi uzatsanız yiyecek sanıp birbirlerinin üzerlerine çıkmaya çalışırlar. Piranalar gibi, ne atarsanız yiyorlar. İnsanlar da, her şeyi yiyorlar mı diye test etmek için her şeyi atabiliyorlar.

balikli goldeki baliklar

Eğlenmek için göl çevresinde bulunan balık yemcilerden her turist gibi yem alıp, kefal ve sazan türündeki bu balıkları besleyebilirsiniz.

Peki, bu balıklar buraya nasıl gelmişler? Bu sorunun bilimsel açıklaması, göçmen kuşlarla ilgilidir. Göçmen kuşlar, bir su birikintisinden başka bir su birikintisine yol alırlar, balık ve yumurtalarla beslenirler. Yedikleri yiyeceklerin bir kısmı kursaklarında kalır, sonraki su birikintisinde kursaklarındaki yumurtaları bırakırlar. 6 ay sonra, geri dönüş yolunda, bıraktıkları bu yumurtalar balık olur ve göçmen kuşların yemeği haline gelirler. Balık olmayan su birikintilerinde balıklar bu şekilde varolurlar.

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Gezilerimizi @rotasenin Instagram hesabından takip edebilir, sorularınız varsa yorum kısmında sorabilirsiniz. Beğendiyseniz aşağıdaki sosyal mecralara tıklayın ve arkadaşlarınızı da bu makaleden haberdar edin. Teşekkürler!