Belçika, Gent ya da Brugge gibi tatlı görünen bir şehir değil, aksine soğuk görünen bir yer. Ama tarih ve kültür açısından zenginliği gözardı edilemez. Brüksel ulaşım konusunda merkezi bir noktada olduğu için yoğun bir ulaşım ağı var. Çevre eyaletlere ya da ülkelere Brüksel’deki ana tren istasyonundan ulaşım son derece kolay oluyor.

Şehrin birçok noktasında çikolata ve dantel dükkanları görebilirsiniz. Şehir bunlarla meşhur. Özellikle çikolata konusunda her sokak çikolata dükkanlarıyla çevrelenmiş. Brüksel’den bir hediye almayı düşünüyorsanız bu kesinlikle çikolata olmalı.

Brüksel’de ilk gün yukarıdaki haritada görünen yerleri geziyoruz. Brüksel’in tarihi hakkında bilgi alabileceğimiz müzeler, Bundan 3 asır öncesine kadar Brüksel’deki kraliyet makamları, Brüksel’in sembol heykelleri rotamızdaki gezilecek yerler.

Kongre Sütunu

Congress Column
Congreskolom

Anıtsal bir sütun olan Kongre Sütunu, 1830’lu yıllarda Ulusal Kongre tarafından anayasanın oluşturulmasını ifade ediyor. Roma‘daki Trajan Sütunu‘ndan esinlendiği söylenen Kongre Sütunu, 1850’li yıllarda yapılmış. Sütunun üst kısmında Belçika’nın ilk hükümdarı Kral I. Leopold’un heykeli bulunuyor. Sütun toplamda 47 metre uzunluğunda. İç tarafında bir merdiven de varmış bu sütunun. Kaide üzerinde Belçika’nın bağımsız mücadelesindeki önemli tarihler ve Ulusal Kongre ve Geçici Hükümet üyelerinin isimleri yer alyıor. Sütunun köşesindeki oturan heykeller ise basın özgürlüğü ve eğitim özgürlüğü gibi anayasal özgürlükleri ifade ediyor.

Kraliyet Düğünlerinin Yapıldığı St. Michael ve St. Gudula Katedrali

Belçika’nın ulusal kilisesi olan St. Michael ve St. Gudula Kilisesi, heybetli duruşuyla gözalıcı bir mimariye sahip. Brüksel’in Treurenberg adlı tepesinde bulunan katedral, kraliyet düğünleri, cenaze merasimlerinin ve vaftizlerin gerçekleştiği yerdir. Brüksel’in koruyu azizi olan St. Michael’e özgü bir şapelin 8. yüzyıldan beri şu anki katedralin bulunduğu yerde olduğuna inanılıyor. Brabant Dükü II. Lambert 11. yüzyılda buraya Roma mimarisi tarzında bir kilise inşa ettiriyor ve St. Gudula’nın kalıntılarını buraya taşıtıyor. Aziz Gudula’nın kim olduğunu bilmiyoruz. Katedralin isminde St. Michael ve St. Gudula geçmesinin nedeni bu. Kilise daha sonraları gelişerek günümüzdeki Gotik tarzını almış. İçi birçok kilise gibi dışı kadar muhteşem değil. Ama eski kalıntılar içeride görebilirsiniz.

Brüksel Kent Müzesi

Her şehrin şehri anlatan bir kent müzesi mutlaka oluyor. Brüksel Kent Müzesi de Brüksel şehrinin geçmişinden günümüze kadar olan süreci anlatan bir müze. Şehrin en popüler meydanı Grand Place’te yer alan müze birçok resme, heykele, modele ev sahipliği yapıyor. Brüksel’in tarihini merak ediyorsanız tavsiye ederim. Brüksel Kent Müzesi aynı zamanda, şehrin müze imkanlarından ücretsiz faydalanmak için Brussels Card da satıyor. Biz şehir kartımızı buradan alıyoruz. Meydanı gezdikten sonra meydanın yakınında yer alan Brüksel Çikolata Müzesi‘ni de gezmeyi unutmayın.

İşeyen Çocuk Manneken Pis Heykeli

Brüksel’in en meşhur heykeline doğru ilerliyoruz. 17. yüzyılda Manneken Pis çeşmesini yenilemek isteyen devlet büyükleri, heykeltıraş Jerome Duquesnoy’dan yeni bir tasarım istemişler ve ortaya 61 cm uzunluğundaki işeyen çocuk heykeli çıkmış. Dünyanın en tanınmış heykelleri arasına giren ve Brüksel’in ünlü simgesi haline gelen bu heykel 17. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar çeşme üzerinde durmuş. Sonraları geçirdiği çalınma tehlikelerinden sonra, korunması için Brüksel Kent Müzesi‘ne verilmiş. Günümüzde çeşmede bir kopyası bulunuyor İşeyen Küçük Çocuk Heykeli‘nin. Heykelin, içinde yaklaşık 800 kıyafet bulunan bir kıyafet dolabı var. Özel günlerde ve etkinliklerde giydirilen heykelin kopyasını şehrin birçok yerinde çikolata, hediyelik eşya gibi birçok şekilde görebilirsiniz.

Notre Dame Şapeli’ne doğru ilerlerken Boulevard de l’Empereur bulvarı üzerinde Old Town’ın eski giriş kapılarından birinin kalıntılarını görebilirsiniz. Old Town, dairesel olarak bu surlarla ve kulelerle çevriliymiş zamanında. Brüksel Kent Müzesi’nde nasıl olduğunu görmüştük. Bu duvar kalıntıları da o dönemden kalanlardan biri.

Belçika Adliye Sarayı

Duvar kalıntılarından sonra Notre Dame Şapeli’ni görüyoruz ve Gotik yapısını inceledikten sonra 600 metrede yer alan başka bir tarihi yapıya doğru yürümeye devam ediyoruz.  Brüksel, diğer popüler kentleri Gent veya Brugge gibi düz bir yapıya sahip değil. Her ne kadar Brüksel’de gezilecek yerler birbirine yakın olsa da, inişli çıkışlı yürüyüşler olacağını söylemek gerek. Brüksel Adliye Sarayı da yokuşta kalan ve şehri yukarıdan görmemize imkan veren bir noktada. Dünyanın en büyük adliye sarayları arasında yer aldığı için görmenizde fayda var.

Palace of Justice binasından Palace Royale’a doğru yürürken sol tarafta Sablon Meydanı’nda yer alan 15. yüzyılda inşa edilmiş The Church of Our Lady. Kilisenin yanında ise dinlenmek için banklara, sıcak havalarda serinlemek için doğal klimaya sahip bir park, Petit Sablon Square. Bu küçük parkta ise işçisnden su tesisatçısına kadar birbirinden farklı onlarca mesleki heykeller bulunuyor. Parkın ortasında ise İspanya Kralı II. Philip zorbalığına karşı Hollanda’yı uyandıran Kont Egmont ve Horn‘un heykelleri bulunuyor.

Şimdi de kralların yaşadığı, krallar bölgesi Brüksel Kraliyet Meydanı‘na yol alıyoruz. Bu meydanda güzel sanatlar müzesi, eski saray kalıntılarının bulunduğu arkeolojik alan Coudenberg ve müzik enstrümanları müzesi gibi gezilecek çeşitli müzeler var. Herbirini tek tek yeni bir yazıda inceledik.

Mont des Arts

Kraliyet Meydanı‘nda gezdikten sonra hemen yakınındaki Mont des Arts’a doğru ilerliyoruz. Parkın bulunduğu alan, önceden kalabalık bir semttir. 19. yüzyılın sonuna doğru Kral II. Leopold, tepeyi sanatsal bir yere dönüştürme fikrine girer. Bölgede bulunan evleri tamamen yıkılıp temizlenir.  Ancak ortaya çıkan boşluğu doldurmaya yetecek maddi gücü olmaz kralın. 1910 yılında düzenlenen Dünya Sergisi sırasında, bölgenin daha iyi bir görüntüye kavuşması için geçici bir bahçe tasarlatır. Geçici olarak tasarlanan bahçe çok güzel olur ve parkın böyle kalmasını ister. Park, çevresi ile birlikte düzenlemelerden geçerek geometrik yapılarla çevrelenir ve günümüzdeki halini alır. Brüksel’e biraz yukarıdan bakan konumu ile pek hoştur.

Jeanneke Pis

Brüksel’de ziyaret edilmesi gereken birkaç heykel bulunuyor. Bunlardan biri Manneken Pis adındaki erkek işeyen çocuk heykeliydi. Bunun bir de kızını yapmışlar. Manneken Pis’e zıtlık olsun diye yapılan Jeanneke Pis 1985 yılında yapılmış. Çömelerek tuvaletini yapan bu kız zarar görmesin diye demir kafeste korunuyor.  (50.84848, 4.35404) Heykeller grubunun üçüncü heykeli ise bir köpek. Evet, Zinneke Pis şeklinde bilinen ama doğru Het Zinneke olan heykel de aynı eylemi yapıyor. Köpeği sokağın ortasında bir direğin dibine tuvaletini yapıyorken görebilirsiniz. (50.8488, 4.34568)

Bugün Brüksel’in Old Town bölgesinin çok da dışına çıkmadan yaya olarak gezilebilecek yerleri gezdik. Brüksel, Gent veya Brugge gibi düz bir zeminde değil, inişli çıkışlı bir toprak yapısına sahip olduğu için yorucu olabilir. Brüksel Gezi Rehberi 2. Gün yazımıza da göz atın.

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Bizi ve gezilerimizi @rotasenin Instagram hesabından takip edebilirsiniz. Beğendiyseniz aşağıdaki sosyal mecralara tıklayın ve arkadaşlarınızın da bu makaleden haberdar olmasını sağlayarak bize destek olun. Teşekkürler!

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir