Çıkması zor, manzarası muhteşem bir yapı olan Aya Yorgi Kilisesi ve Manastırı, Büyükada ziyaretinizde mutlaka ulaşmanız gereken bir zirve.

Büyükada’nın en yüksek tepesi, Aya Yorgi Manastırı‘nin bulunduğu tepedir. Atların toplandığı Birlik Meydanı‘ndan taşlı, uzun ve nefes nefese bırakan, yorucu bir 1 km’lik yolun ardından ulaşılan Aya Yorgi Kilisesi, bölgedeki birçok kiliseden biridir.

ayayorgikilisesi birlikmeydani

Manastırlar herkese açık bir ibadet yeri olmadığı, aksine kimse gelmesin diye inşa edilen ibadet yapıları oldukları için insanlardan bu kadar uzakta inşa edilirler. İçeride görev yapan ve keşiş olarak adlandırılan insanlar, kendilerini tamamen ibadete adamışlardır. Toplumdan soyutlanmak için anne ve babası olmayan yetimlerden seçilir keşişler. Keşişlerde, insanın olduğu yerde kötülük olduğu düşüncesi vardır. Yapıların uzakta inşa edilmelerinin sebebi budur. Efes’teki Meryem Ana Manastırı, Trabzon’daki Sümela Manastırı benzer mantıkta inşa edilen yapılardır.

Kilise halk arasında Aya Yorgi adı ile bilinir, fakat asıl adı Agios Georgios Rum Ortodoks Manastırı’dır. 23 Nisan 303 yılında Hıristiyan inancından dolayı putperestler tarafından öldürülen ve din uğruna öldürüldüğü için sonradan Aziz ilan edilen Romalı asker Georgios adına 1751 yılında inşa ettirildiği için bu ismi almıştır. Dolayısıyla 23 Nisan, Hıristiyanlar için kutsal bir gündür.

24 Eylül ise Hz. İsa’nın havarisi olan Paulus’un dinine kendisini adayan Aya Thekla’nın anıldığı tarih olarak geçer.

Her yıl kilisenin kutsal günleri olan 23 Nisan ve 24 Eylül tarihlerinde birçok insan kiliseyi ziyaret eder, dua okur. Yokuşu çıkarken sağ ve sol taraflarda bulunan ağaçlara asılmış dilek peçetelerini, pet şişe ambalajlarını ve yerde gerinmiş ipleri görebilirsiniz. Her biri bir dileğin gerçekleşmesi adına asılmışlardır.

Çan kulesinin arkasında yer alan ve 1905 yılında inşa edilen Aya Yorgi Kilisesi, Başpiskoposluğun Türkiye’de kabul ettiği manastır olduğu için Hıristiyanlarda bu denli önemli bir yer tutuyor. Efes’teki Meryem Ana’nın Evi’nden sonra en önemli haç noktası olan Aya Yorgi Kilisesi’ne kutsal günlerde çıplak ayakla çıkanlar yarı hacılık mertebesine ulaşıyor.

Aziz Georgios’un kulaktan kulağa dolaşan bir de efsanesi bulunuyor. Kilisede bulunan Saint George ikonasının rivayetine göre, Bizans Dönemi’nde işgalden nasibini alan adanın papazları, ikona ve diğer kutsal eşyaları toprağa gömerler. Uzun yıllar sonra Aya Yorgi olarak da anılan Aya Yorgos adında bir aziz, bir çobanın rüyasına girer ve adada bulunan yokuşu tırmanmasını, çan sesini duyduğu andan itibaren olduğu yerde toprağı kazmasını ister. Birkaç gün aynı rüyayı görünce, bugün sergilenen ikonayı ve kutsal eşyaları çıkarır.

Kutsal günlerde dualarının kabul olmasını isteyen birçok ziyaretçinin, sabahın erken saatlerinde adaya varıp kiliseye kadar çıkmaları gerekir. Ancak dileklerin kabul olması için sadace kiliseye çıkmayı başarmak yetmiyor. Kiliseden bir anahtar veya çan almaları gerekiyor. Dilekleri kabul olanlar ise, kiliseden aldıkları eşyaları tekrar kiliseye götürmek zorunda.

ayayorgikilisesi manzarasi

Dilek dilemek için birçok yol var. Çalılıklara ip bağlamak bunların başında geliyor. Makaradan ipi yol sonuna kadar açanlarının da kısmetlerinin açılacağı düşünülüyor. Bir kağıda dileklerini yazıp, kilisedeki dilek kutusuna atmak da dilek dilemenin başka bir yolu. Dilekleriniz için kilisede mum yakabilir, onları kuma dikebilirsiniz.

Kilisenin yan tarafındaki mezarlar, kilise yapıldığı dönemlerde görev yapıp hayatlarını kaybeden kişilere ait.

Kilisenin sol tarafında ise 1978 yılında İsmail Kulak tarafından kurulan Yücetepe Kır Gazinosu bulunuyor. Sedef Adası manzarasına sahip kafede içeceğiniz bir yorgunluk çayı size ve sevdiklerinize iyi gelecektir.

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Gezilerimizi @rotasenin Instagram hesabından takip edebilir, sorularınız varsa yorum kısmında sorabilirsiniz. Beğendiyseniz aşağıdaki sosyal mecralara tıklayın ve arkadaşlarınızı da bu makaleden haberdar edin. Teşekkürler!