Edirne Sarayı’nın Sarayiçi olarak tabir edilen mevkiinde bulunan Kırkpınar Yağlı Güreşleri Er Meydanı, her yıl Temmuz başında belirlenen bir tarihte güreş müsabakalarına tanık oluyor.

Pehlivanlar, er meydanında 3 gün boyunca mücadele eder, son gün yapılan finallerde, her kategoriye göre birinci, ikinci ve üçüncü belirlenir. Ata sporumuz olan güreşte, rakiplerini yenerek şampiyon olan güreşçi başpehlivan ünvanını alır ve gelecek sene yapılacak güreş müsabakalarına kadar Türkiye Başpehlivanı olarak kalır. Üç yıl süreyle başpehlivan olmayı hakedenler altın kemerin sahibi olur.

Efsaneye göre Osmanlı İmparatorluğu’nun kurucusu Osman Gazi‘nin oğlu Orhan Gazi’nin 1346 yılında Rumeli’yi ele geçirmek için – Rumeli, Osmanlı İmparatorluğu’nun Avrupa’da fethettikleri yerlere verdikleri isimdir. – düzenlediği bir sefer sırasında Yunanistan’ın Samona topraklarında mola verirler. 40 savaşçı burada güreş tutar ve aralarından, isimleri Ali ve Selim olan iki kardeş bir türlü birbirlerini yenemez. Daha sonra mevsimlik bayram olan Hıdrellez vakti, Edirne’nin yakınlarında bir çayırda bu iki kardeş tekrar güreş tutar, fakat birbirlerini yine yenemeyerek gecenin ilerleyen saatlerinde solukları kesilir ve oldukları yerde hayatlarını kaybederler.

Arkadaşları, iki güreşçiyi bir incir ağacının altına gömerler. Yıllar sonra aynı yere gittiklerinde, mezarların bulunduğu yerde gür bir pınar görürler. Bunun üzerine orada yatanların halk arasında kırklar (ermişler) olduğuna inanılır ve bölgenin adı önce Kırklar Pınarı, zamanla Kırkpınar olarak anılmaya başlanır. I. Murat’ın Edirne’yi almasıyla her sene güreş yapılması bir gelenek haline gelmeye başlar.

Cumhuriyet Dönemi’nde Kırkpınar Güreşleri, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı ile Yunan işgalleri sürekli olarak değişiklik gösteren sınırlar sebebiyle asıl yeri olan Yunanistan’ın Samona Köyü ile Sarı Hızır Köyleri arasında kalan Kırkpınar’da yapılmazken, Edirne’nin dışında kalan Virantekke’de gerçekleşmiştir bir süre. Cumhuriyet’in ilanı ile birlikte 1923 yılından sonra Türk Ocağı’na yardım amaçlı Edirne’nin Sarayiçi mevkiinde düzenlenen yağlı güreş müsabakaları, zamanla Çocuk Esirgeme Kurumu ve Kızılay tarafından gerçekleşmiş, 1946 yılında Edirne Belediyesi’nce düzenlenmeye başlanmıştır.

Her sene düzenlenen yağlı güreş etkinlikler, cazgır veya salavatçı denen kişinin, pehlivanları seyircilere tanıtmasıyla başlar. Kavraması güç olsun diye, pehlivanlar er meydanının uygun bir yerinde yağlanır ve müsabakaya hazırlanırlar.

Erler çıktı meydana
Birbirinden merdane
Biri ak, biri kara
Mevlam her birine kuvvet vere
Bu meydan er meydanıdır
Nice koç yiğitler bu meydandan geçti
Acı tatlı suyun içip göçtü
Atlar gibi tepişin
Aslanlar gibi kapışın
Ya Muhammed, ya Ali…

Ahenkli bir biçimde ellerin ve kolların sallanmasıyla, güreşe başlamadan ısınma hareketi olarak bilinen peşrev ile hem seyircilerin seyir zevki artar, hem de pehlivanların morali yükselir. Cazgır manisi eşliğinde, peşrevde üç kez ileri, üç kez geri gidişten sonra sol diz ile yere çökülür, sonrasında sağ el sırasıyla, yere, dize, dudağa ve alna üç defa değdirilir. Haydi bre sıçramasıyla rakibin ensesi ve eli tutulur, güreşe başlanır.

Güreşi kazanmak için pehlivanların yapması gereken bazı kurallar vardır. Bunlardan en basiti rakibi sırt üstü yere yatırmaktır. Rakibi popsunun üzerine düşürmek de yenilginin kurallarındandır.

Güreşçilerin altlarına giydikleri; manda, dana ya da malak derisinden yapılan kıspet adındaki giysinin çıkması halinde sonuç yenilgidir. Bu nedenle kıspetin bel kısmındaki kasnak ve dizin altında kalan kısım olan paça sıkıca bağlanmalıdır. Rakibin cinsel organına vurmak veya rakibin pes demesi de yenilgi sebebidir. Yağlı güreş esnasında taraflardan biri, rakibini ayaklarını yerden kesecek biçimde kucaklayıp, 3 adım atarsa bu da rakibin yenilgisi demektir.

kirkpinar er meydani bronz guresci heykelleri 400x266
edirne er meydani kanuni koprusu 400x266

Kırkpınar, üstün kuvvetleri ve oyun teknikleri yönünden güreşseverleri etkileyen birçok isme şahit olmuştur. Bu pehlivanlardan biri Pehlivan Kel Aliço’dur. Kel olması sabebiye bu lâkabı alan Bulgaristanlı Aliço, sert ve acımasız bir teknikle güreştiği için Gaddar Ali olarak anılırmış. Kırkpınar’da 27 yıl aralıksız olarak baş pehlivan olan Aliço, Sultan Abdülaziz’in Yıldız Sarayı’nda şamdancı başılığına kadar yükselmiştir.

Edirne’nin Adaiçi bölgesinde doğan Adalı Halil, küçük yaşta başladığı güreş ile, pehlivan olan babası Kara Mehmed sayesinde tanışmıştır. Sonraları, 27 yıl baş pehlivan olan Pehlivan Kel Aliço‘nun çırağı olarak güreş yaşamına devam eden Adalı Halil, 1,98 metre boyu ve 130 kilo ağırlığıyla Avrupa’da ve Amerika’da birçok insanı yenmiş, Türk aslanı diye anılmaya başlamıştır. Kırkpınar Er Meydanı’nın yanında Adalı Halil’in bir heykeli bulunur. Diğer tarafta da Koca Yusuf, Kel Aliço ve Kurtdereli’nin heykellerini görebilirsiniz.

edirne er meydani guresci heykelleri 400x266
kirkpinar er meydani guresci heykelleri 400x266

Adalı Halil heykelinin hemen yanında Ahmet Taşçı‘nın heykeli bulunur. Karamürselli Ahmet Taşçı, Karamürsel’e 2 defa altın madalya getirerek gücü ve kuvvetiyle özellikle 90’lı yıllarda büyük başarı göstermiştir.

Er Meydanı’na, Kanuni Sultan Süleyman döneminde inşa edilen Kanuni Köprüsü’nü geçerek ulaşabilirsiniz. Saray Köprüsü olarak da anılan köprü 1553 yılında yaptırılmış. Dört göze sahip köprü 60 metre uzunluğunda.

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Sorularınız varsa aşağıdaki yorum bölümüne sorabilirsiniz. Bu tip gezilerimizi anlık takip etmek için bizi @rotasenin Instagram hesabından takip edin. Beğendiyseniz aşağıdaki sosyal mecralara tıklayın ve arkadaşlarınızı da bu makaleden haberdar edin.