Sofya, Türkiye’ye en yakın hafta sonu kaçamak noktalarından biridir. İstanbul’dan biraz uzaklaşmak ve yeni bir ülke görmek için idealdir. İstanbul’dan otobüs seferlerinin bulunması ulaşımı daha da kolaylaştırır. Sınır geçişi dahil yaklaşık 8 saatte Sofya’da olmak mümkün. Akşamdan binin otobüse, sabahın erken saatlerinde Sofya’da olun.

Bulgaristan, Sofya’ya ulaşım bir hayli kolay. Alibeyköy’den ya da Esenler Otogar’dan kalkan birçok otobüs firması Bulgaristan’a düzenli olarak seferler düzenliyor. Cuma akşamı başlayacağınız yolculuk ile sabah ideal bir saatte Sofya’da olabilirsiniz. Sofya’ya uçak ile de gitmek mümkün, ancak otobüs fiyatları çok daha uygun. Biz bu seyahatimizde Metro Turizm’i tercih etmiştik, kişi başı gidiş dönüş 145 TL tutmuştu. Saat 23:00’da yola çıktık. Saat 01:00’de Kapıkule’ye vardığınızda eğer hiç kuyruk yoksa en az 1 saat bekliyorsunuz. Pasaport işlemleri, bavul aramaları gibi durumlar sözkonusu, üstelik bir otobüs insan olunca bu işlemler uzuyor. Oturma izniniz yoksa gişelerin birinden 15 TL tutarındaki yurtdışı çıkış pulunuzu almanız gerekiyor. Tabii bunlar Türkiye tarafında oluyor. Otobüs ile Bulgaristan sınırlarına girerken bir kontrolden daha geçiyoruz ve otobüse binerek 07:30 gibi Sofya’ya varmış oluyoruz.

Bulgaristan’da para birimi olarak Leva geçiyor. 1 TL’ye karşılık gelen Leva 1.90 civarlarında. Yanınızda Euro bulundurup, Sofya’da Leva’ya çevirebilirsiniz. En uygun yöntemi bu, ancak otobüs istasyonundakiler yerine şehrin içindeki yerlerdeki döviz bürolarını tercih etmeniz tavsiye edilir. Bulgaristan’ın resmi dili Bulgarca ve alfabesi de Eski Sovyet toprakları ile Rusya’da kullanılan Kiril alfabesi. Bu nedenle tabelaları, panoları veya herhangi bir metni okumak çoğu zaman bir şey ifade etmiyor Kiril alfabesini bilmediğimizden.

Sofya hakkında kısa bir bilgi vermek gerekirse; Sofya’ya vardığınızda kendinizi 90’lı yıllara ya da Sovyet zamanına dönmüş gibi hissedebilirsiniz. Hem havasal, hem de tarz olarak soğuk bir ortamı var. Şimdi Bulgaristan’ın başkenti Sofya’da gezilecek ve görülecek yerleri yakından gezerek inceleyelim. Şehrin kuzey tarafında kalan otogarda indiğinizde ilk işimiz biraz vakit geçirmek olmalı. Açık bir yerler bulursanız bir şeyler yiyip içebilir, bulamazsanız da sokakları gezebilirsiniz. Bizim saatimize göre hareket ederseniz muhtemelen bulamayacaksınızdır. İnsanların uyanmalarını ve dükkanlarını açmalarını beklememiz gerekli. Saatler normale döndüğünde ise rotamızın başlangıç noktası olan Lion’s Bridge’e yöneliyoruz.

Aslan Köprüsü

Lion's Bridge
Лъвов мост

Lavov Most olarak da bilinen Aslanların Köprüsü (Lions’ Bridge) Vladaya Nehri üzerinde yer alıyor. Köprü adını, köprünün her iki ucunda da bronzdan yapılmış dört aslan heykelinden alıyor. Aslanlar Köprüsü, adını verdiği metro istasyonunun çok yakınında bulunuyor.

Köprüden sağa dönelim ve nehrin kenarından yürüyelim. 2. köprüden sola dönelim. Opalchenska Caddesi üzerinde Sv. Sveti Kiril Metodly sokağını geçtikten sonra sol tarafta Ulusal Politeknik Müzesi yer alıyor. Ulusal Teknik Müzesi, günümüzde kullanılan birçok aletin eskiden nasıl kullanıldığını göstermek için açılmış bir müze. Teknik işleyişlerin, aletlerin nasıl çalıştığının anlatıldığı müze bu tip alanlara ilgisi olan ziyaretçilerin ilgisini çekebilir.

Sofya Sinagogu

Sofia Synagogue

Müzeden sonra bize en yakın konumdaki bir sinagoga yönleniyoruz. Balkanların en büyük, Avrupa’nın ise 3. büyük sinagogu olan Sofya Sinagogu, 1909 yılında inşa edilmiş. İç tasarımında kullanılan mozaiklerin de harika olduğu söyleniyor. Cumartesi günleri kapalı olduğu için giremedik. Hafta içi 09:00 – 16:00, Pazar 10:00 – 14:00 saatleri arası ziyaret edilebilir.

Banyabaşı Camii

Banya Bashi Mosque

Ana caddeye çıkarak Osmanlılar döneminde yapılan bir camiye rastlıyoruz. Banyabaşı (Banya Bashi) Camii’nin mimari çok iyi tanıdığımız Mimar Sinan. Kadı Seyfullah Efendi Camii olarak da bilinen cami, başkent Sofya’nın en büyük caddesi olan Maria Luisa Caddesi üzerinde yer alıyor. Caddeye çıkınca görmemeniz mümkün değil. Osmanlıların, Bulgaristan topraklarından ayrılmadan önce cami sayısı 50’nin üzerindeyken, bugün yalnızca bir cami ayakta ve ibadete açık durumda.

Caminin karşısında bir de hamam yer alıyor. Osmanlı döneminde varolan hamam yıkılmış ancak 1913 yılında günümüzdeki hamam, yıkıntıların üzerine tekrar inşa edilmiş.

Caminin yanındaki büyük alışveriş mağazasının önünde ise arkeolojik kazılar sonucu ortaya çıkarılan ve Roma dönemine ait olduğu saptanan yapılar bulunuyor. Büyük bir kompleksin parçası olan bölgenin yanında ise 14. yüzyılda inşa edilen bir kilise bulunuyor. Aziz Petka Kilisesi, 11. yüzyılda yaşamış bir aziz olan St. Petka‘ya adanmış.

Aziz Sofya Heykeli

Statue of Saint Sofia

Roma kalıntılarından sonra Nezavisimost Caddesi üzerindeki Aziz Nedelya Meydanı’nda köşesinde, uzunca sütuna sahip bir heykel var. 22 metre yüksekliğindeki heykel, 2000 yılında heykeltıraş Georgi Chapkanov tarafından yaptırılarak diktirilmiş. Ayasofya’dan aşina olduğumuz Sofia kelimesi bilgelik anlamı taşıyor. Aziz Sofya’da bu bilgeliği destekleyecek unsurlara sahip. Sol elinde bilgeliğin sembolü bir baykuşu, sağ elinde ise özellikle Yunan ve Romalıların başarı ve zafer simgesi olarak kullandıkları defne tacını tutuyor. Heykelin bulunduğu yerde önceden Lenin’in heykeli varmış, meydan da Lenin Meydanı olarak anılırmış.

St. George Kilisesi

Church St. George Rotunda

TZUM Alışveriş Merkezi’nden Komünizm Parti Evi’ne doğru giderken sağ taraftaki yapıların iç tarafında bir kilise bulunuyor. Kilise Sofya’daki en eski yapı olma özelliğini taşıyor. Roma döneminde inşa edilen kilise Osmanlı döneminde restorasyondan geçerek cami olarak kullanılmış. Kilise yol üzerinden görünmüyor, sağdaki binanın iç tarafına ulaşmanız gerekiyor. Oraya kadar gittiğinizde ise kiliseye ücretsiz olarak giriş yapabilirsiniz.

Sofya Arkeoloji Müzesi

Archaeological Museum

Rotunda Kilisesi’nin yanında Sofya’nın en eski yapılarından biri olan Büyük Camii yer alıyor. Osmanlı zamanında II. Mehmed tarafından inşa ettirilen Büyük Camii günümüzde çok zengin koleksiyonların olduğu bir Arkeoloji Müzesi olarak hizmet veriyor.

Ulusal Sanat Galerisi

National Art Gallery

Bulgaristan’ın ulusal galerisinde Bulgar sanatçıların ellerinden çıkan yaklaşık 50 bin sanateseri sergileniyor. Sofya’nın en geniş meydanı olan Prens I. Aleksander Meydanı‘nda bulunan Ulusal Sanat Galerisi, ilk olarak Bulgaristan’ın ilk kadın mimarı Victoria Angelova tarafından inşa edilse de 1944 yılındaki bombalama da tamamen yıkılmış ve sonra yeniden inşa edilmiş. Müzenin bahçesinde bir heykel yer alıyor, bu heykel Bulgar bir yazar olan Yordan Radichkov‘un heykeli. Kendisi Nobel ödülü almış ve eserleri birçok dile çevrilmiş önemli bir kişi. Ulusal Sanat Galerisi, bir sanat galerisi olduğu için girmedik, ama özellikle ilgiliyseniz tercih edilebilir.

Sanat galerisinin yanında yer alan Doğal Tarih Müzesi‘de mutlaka ziyaret edilmeli. Bulgaristan’ın en zengin doğa koleksiyonuna sahip müzede vahşi hayvanlardan, kelebeklere, böceklerden, dünyanın birçok yerinde varolan kuş türlerine, minerallerden fosillere kadar gelmiş geçmiş birçok canlıyı yakından inceleyebilirsiniz. Doğal tarihi seviyorsanız mutlaka ziyaret edin.

Aziz Nikolas Rus Kilisesi

St. Nikolas Russian Church

Osmanlı hükümdarlığından kurtulan Sofya’daki Rus halkın resmi kilisesi, Doğal Tarih Müzesi‘nin hemen çıkışında yer alıyor. Osmanlıların inşa ettiği, ancak 1882 yılında yıkılan Saray Camii kalıntılarının üzerine 1914 yılında inşa edilmiş.

Ivan Vazov Ulusal Tiyatrosu

National Theatre

Sofya şehrinin önemli gezi noktalarından biri de Şehir Parkı’nın yanıbaşındaki Ulusal Tiyatro‘dur. 1907 yılında inşa edilen yapı Sofya’daki en süslü yapılardan biri. Burada, ilk olarak 1950 ve 1962 yılları arasında Ivan Vazov‘un bir oyunu oynandığı için Ivan Vazov Ulusal Tiyatrosu olarak anılmakta. Tiyatro yaklaşık 1000 kişilik bir kapasiteye sahip.

Tiyatro binası, Sofya’daki şehir parkının hemen yanında yer alıyor. Park, birçok heykel ile süslenmiş, oldukça huzurlu bir yer. Müzik çalan müzisyenler, köpeklerini gezdiren sahipler ve banklarda kitap okuyan insanlarla dolu.

Tsar Liberator Anıtı

Sofya’nın merkezinde yer alan Tsar Liberator Anıtı, Bulgaristan’ı Osmanlı işgalinden kurtaran Rus İmparatoru II. Alexander‘ı onurlandırmak amacıyla, İtalyan heykeltıraş Arnoldo Zocchi tarafından 1903 yılında dikilmiş. Şehirde gezerken heybeti ile oldukça dikkat çekiyor.

Alexander Nevsky Katedrali

Heybeti ile dikkat çeken başka bir yapı daha var tabii. Yapılış nedeni Tsar Liberator Anıtı ile benzer nitelikte. Belgrad’daki Aziz Sava Katedrali‘nden sonra Balkanlardaki en büyük ikinci katedral olan Aleksandr Nevski Katedrali, Sofya’nın simgelerinden biri. İnşası 1912 yılında tamamlanan katedral, 93 harbindeki Osmanlı – Rus savaşında ölen Rus askerlerin anısına yapılmış. Katedral, 10 bin kişiyi içine alabilecek büyüklükte, aynı zamanda giriş ücretsiz.

Kilisenin çevresinde ise çeşitli yapılar ve heykeller yer alıyor. Aslan heykeli formunda yapılmıi Meçhul Asker Anıtı, hemen arkasında İstanbul’daki kilisenin bir benzeri Aya Sofya Kilisesi, Quadrat 500 sanat galerisinin yer alan Kiril alfabesinin temelini atan Kiril ve Metodius heykeli Alexander Nevsky Katedrali’nin çevresinde görülmeye değer eserler arasında.

Bundan sonraki yollarımız biraz uzunca, Alexander Nevsky Katedrali’nden ayrılıyoruz ve Sovyet Anıtı‘nın bulunduğu parkı geçerek şehrin güney köprüsü olan Kartal Köprüsü (Eagle Bridge) üzerinden devam ediyoruz. Kartal Köprüsü de tıpkı Aslan Köprüsü gibi kartal heykelleriyle süslenmiş.

Askeri Tarih Müzesi

Museum of Military History

Sofya’nın askeri tarihinde kullanılan malzemelerin sergilendiği bir müzedir Askeri Tarih Müzesi. Müzenin bahçesi ücretsiz gezilebiliyor. Bahçede toplar, tanklar, uçaklar, füzeler, askeri kamyonlar, helikopterler gibi motorlu araçlar bulunuyor. Müzenin içine de girmek mümkün, ancak belli bir ücret karşılığında. Müzenin içinde de askeri kıyafetler, üniformalar, fotoğraflar, belgeler, askeri ekipmanlar sergileniyor.

Dünya ve İnsan Müzesi

Museum Earth and Man

Sofya’nın merkezinde, dünyanın en büyük mineralojik müzelerinden biri bulunuyor. 1987 yılında ziyarete açılan Dünya ve İnsan Müzesi’nde dev kristaller, Bulgaristan’dan çıkarılan mineraller ve değerli taşlar gruplar halinde sergileniyor.

1 günlük Sofya turu bu müze ile birlikte son buluyor. Sofya turunda gezilecek tüm yerleri gezmeye çalıştık, ancak Sofya’ya tekrar gelmek ve çevredeki yerleri de gezmek lazım. Sofya merkezinin dışında kalan Sofya Hayvanata Bahçesi, tarih müzeleri ve çeşitli yapılar daha sonra gezilecekler listemizde. Ayrıca Sofya’da, Vitosha Dağı’na çıkıp kayak yapmak da gerekli.

Sofya’ya ne zaman gidilir?

Sofya, sürekli olarak soğuk havanın geldiği Balkanlarda yer alıyor. Hal böyle olunca, özellikle kış mevsiminde hasta olmamak için iyi giyinmek gerekiyor. Sıkı giyinin, üşütmeyin. Kış sezonunda -15’e kadar düşebilen ortalama sıcaklık Temmuz ve Ağustos gibi yılın en sıcak zamanlarında ortalama 35 dereceye kadar çıkabiliyor. Eğer kayak gibi kış sporlarını seviyorsanız Bansko’da kayak yapmanız da mümkün.

Sofya kaç günde gezilir ve kaç gün kalınmalı?

Sofya, ideal olarak 2 günde gezilip bitirilebilecek bir şehir. Bir gece konaklayarak Sofya’da gezilmesi gereken her yeri gezmeniz mümkün. Örneğin bir hafta sonu tatili için otobüsle Sofya’ya gidebilirsiniz.

Bizim ziyaret etmek isteyip de edemediğimiz iki yer olmuştu. Bunlardan biri Sofya Hayvanat Bahçesi. 1500’ün üzerinde hayvan türü bulunan Sofya Hayvanat Bahçesi, Balkanların önde gelen hayvanat bahçelerinden biri. Ziyaret etmek istediğimiz diğer yer ise Vitoşa Dağı. Vitoşa Dağı’nda kayak yapılabiliyor, bu nedenle kış turizminde etkisi büyük. Yaz sezonunda ise iyi bir trekking parkuru burası. Milli park ilan edilen Vitoşa Dağı’na çıkmak için teleferik kullanılıyor. Simeonovo’dan Aleko Hut Station’a giden teleferiklere ulaşmak için 122 ya da 123 numaralı otobüs hattını kullanmanız gerekiyor. Şahsi aracınızla gidiyorsanız günlük 5Lv gibi bir ücretle aracınızı parkedebilirsiniz. Aleko’ya otobüs ile ulaşım da mümkün. Bunun için 66 numaralı hattı kullanmalısınız. Şahsi aracınızla çıkabiliyorsunuz da. Ancak hafta sonları aşırı yoğunluk olabiliyor, park sıkıntısı çekmeniz muhtemel.

Planımız gün sonunda otobüs ile Bulgaristan’ın başka bir şehri olan Plovdiv‘e gidip orada konaklamak oluyor. Sabah indiğimiz otogarın yakınında bir perondan, sabah satın aldığız bilet ile otobüse biniyor ve Plovdiv’e hareket ediyoruz.

Otogara doğru giderken şehrin en ünlü caddesi olan Vitosha Caddesi‘nde uzun bir tur atabilirsiniz. Şehri boydan boya kesen bu cadde araç trafiğine kapalı, tıpkı İstanbul’un İstiklal Caddesi gibi. Sofya, her ne kadar Avrupa Birliği‘ne üye olsa da standartları diğer AB ülkelerine göre çok aşağıda kalan bir izlenimi var. Hele ki arka sokakları berbat durumda. Sanki hiç temizlenmiyor ve karmaşıklık söz konusu. AB Sofya’nın halini bilse gruptan atacak gibi bir hali var. Ama ne olursa olsun en az bir defa gidip görülmesi gereken güzel yerleri de yok değil.

Bu makaleyi beğendiniz mi?

Gezilerimizi @rotasenin Instagram hesabından takip edebilir, sorularınız varsa yorum kısmında sorabilirsiniz. Beğendiyseniz aşağıdaki sosyal mecralara tıklayın ve arkadaşlarınızı da bu makaleden haberdar edin. Teşekkürler!