Tarsus, dünyanın en eski yerleşim merkezlerinden biri. Tarihin her dönemine ait kıymetli tarihi eserleriyle bir müze kent olan Tarsus, çeşitlik kültürlerin kucaklaştığı bir dünya kentidir aynı zamanda.

Tarsus’ta tarihin her aşaması günümüze kadar gelebilmiş. Dünyada ender rastlanan bu durum kentin önemini daha da artırıyor. İncil’in yazarlarından Pavlus’un doğduğu kent, Kuran’da Kehf Suresi’nde adı geçen Ashab-ı Kehf, Hz. İsa’nın çarmıha gerildiği tepedeki Kutsal Kabir Kilisesi’nden sonra en önemli kilise olan St. Paul Kilisesi gibi önemli yapıları barındırıyor. Tarsus gezimize ilk olarak merkezden başlıyoruz. Sabah olabildiğince erken yola koyuluyoruz ki, her yeri güzel güzel gezebilelim.

Justiniaus Köprüsü

4000 yıllık bir kent olan Tarsus, kentiyle, yapılarıyla, geçiş noktasında olmasıyla tam bir ticaret kentiydi. Justiniaus (Tarsus) Köprüsü, eski Tarsus şehrine giriş yapılabilen bir köprüdür. Tarsus’un doğusunda yer alan Justiniaus Köprüsü‘nün bir diğer adı Bac Köprüsü. Eskiden, köprülerden geçişler ücretliydi. Kervan geçişlerinde gümrük vergisi alınan bir köprü olduğu için diğer adı Bac Köprüsü’dür. Berdan çayı üzerinde yer alan köprü 6. yüzyılda Bizans İmparatoru Justiniaus tarafından inşa edilmiştir.

Fransız Anıtı

Bac Köprüsü’nün hemen arkasında ise bir şehitlik var. Bu şehitlik Fransız işgali sırasında Molla Kerim ve Kuvayi Milliyeci topluluğunun esir alınıp, şehit edildikleri yerdir. Molla Kerim, Justiniaus Köprüsü üzerinde hayatını kaybetmiş ve köprünün altındaki suya bırakmıştır kendini.

Donuktaş Mabedi

Donuktaş Mabedi, dünyanın en eski tapınaklarından biri. Büyük bir kaya kütlesini andıran yapısı olsa da tarihçilerin elinde buranın nasıl kullanıldığı ve ne olduğu konusunda kesin olarak bir bilgi yok. Tamamlanmamış bir yapı olduğu da düşünülen alanın Sefir Barbaro tarafından bir saray olduğu, başka araştırmacılar tarafından saray mensubuna ait bir aile mezarı olduğu söyleniyor.

Kimisi burayı bir rivayetten ötürü Dönüktaş olarak adlandırsa da günümüzde genel olarak kullanılan ismi Donuktaş’tır. Oldukça kalın inşa edilen duvarlarında bulunan Roma harcına bakılarak Roma döneminde inşa edildiği saptanmış. Bizans döneminde yapılan bir ek yapı ile Bizans döneminde de kullanıldığı belirtiliyor. Osmanlı döneminde ahır olarak kullanılan Donuktaş Mabedi‘nin içi ne zamanları açık bilmiyoruz. Ziyaretimizde içine giriş kapalıydı, yalnızca etrafını görebildik. Ancak ziyaretimizde anlaşıldığı üzere Donuktaş Mabedi yetkililer tarafından pek ilgi gösterilmiyor ve korunmuyor.

Ulu Camii

1579 tarihinde Ramazanoğlu Beyi Piri Paşa’nın oğlu İbrahim Bey tarafından yaptırılan Tarsus Ulu Cami’nin diğer adı Cami-i Nur. Ramazanoğulları’nın Tarsus’u fethedip bir Türk beldesi yapma hatırası olarak inşa edilen camide, Hz. Adem’den sonra dünyaya gönderilen ikinci, dünyada doğan ilk peygamber olan Hazreti Şit’in ve ölümsüzlük iksirini bulup kaybettiği efsanesine sahip olan Lokman Hekim’in makamı ve Abbasi halifesi Memun’un kabrinin yer aldığı düşünülüyor. Bu yönden de dini yönden çok sayıda ziyaretçisi var Ulu Cami’nin.

Ulu Cami’nin hemen yanında Osmanlı döneminde önemli bir ticaret merkezi olan Kırkkaşık Bedesteni bulunuyor. Bedestende günümüzde ahşap, seramik, bakır türlerinde hediyelik eşyalar satın alabilirsiniz.

St. Paulus Kilisesi

Hıristiyanlığın yaygınlaşması sonucu kiliselerin rahatlıkla inşa edilebilmesinden sonra Tarsus bölgesinin çeşitli yerlerine, kendilerinin örnek aldığı St. Paul adına birçok kilise inşa edilmiş. Bu kiliselerden günümüze kadar gelebilen St. Paul Kilisesi ise rotamız üzerinde. Kilise oldukça küçük, ancak Hıristiyanlık aleminde manevi olarak önemli bir kilisedir. Müzekart ile ücretsiz giriş yapabilirsiniz. Müzekart’ınız yoksa giriş ücreti 5TL.

Kleopatra Kapısı

Tarsus’un merkezinden geçen yol üzerinde bir kavşakta yer alan 8,50 metre yüksekliğinde ve 5,60 metre genişliğinde tek kemerli bir yapı yer alıyor. Tarsus şehrinin surlarından günümüze kalan tek yapı olma özelliğini taşıyan Kleopatra Kapısı, şehrin doğu yönüne açılıyor. Kapı; İskele Kapısı, Silifke Kapısı, St. Paul Kapısı gibi türlü isimlere anılıyor.

Mısır’ın ünlü kraliçesi Kleopatra’nın Romalı general Antiouchus ile burada buluşup kente, Deniz Kapısı da denilen bu geçitten geçtiği söyleniyor. İsminin bu nedenle Kleopatra Kapısı olduğu varsayılıyor.

Eski Tarsus Evleri

Şimdi eski Tarsus evleri arasında kısa bir yolculuğa çıkma vakti. Her şehrin olduğu gibi Tarsus’un da özellikle Cumhuriyet döneminde inşa edilmiş birçok evi bulunuyor. Bu evler zamanla restore edilmiş, dış cepheleri yenilenmiş ve turizme açılmıştır. Eski Tarsus evlerinin bir bölümü günümüzde kafe ve çay bahçesi formunda, bir bölümü ise turistlerin ilgisini çekebilecek çeşitli hediyelik eşyaların satıldığı mağazalar olarak işlevini sürdürüyor.

Eski Tarsus evleri, doğal film platosu görevi de görüyor. Issız Adam’ın bir sahnesi burada çekildi. Yanısıra Kurtlar Vadisi Filistin, Seher Vakti, Hanımın Çiftliği, Beynelmilel filmlerinin de burada çekilmesi film yapımcılarının burayı ne kadar sevdiğini gösteriyor.

Tarsus Müzesi

Tarsus’un çeşitli yerlerinde yapılan kazılar sonucunu elde edilen buluntular, Tarsus Kültür Merkezi Binası’ndaki Tarsus Müzesi‘nde sergileniyor. Gözlükule Höyüğü, Cumhuriyet Höyüğü, Donuktaş St. Paulus Kuyusu ve Emniyet Sarayı kazılarında bulunan buluntuları müzede görebilirsiniz.

Eğer bir gün içerisinde Tarsus’u gezmeyi planlıyorsanız yukarıdaki gezi noktalarını öğlene kadar bitirmeniz gerekiyor. Tarsus’un merkezindeki gezilecek yerler Tarsus Müzesi ile son buluyor. Öğleden sonra Tarsus’un çevresindeki yapıları gezmeye başlıyoruz. Çevresini gezmeden Tarsus’u bitirdik diyemeyiz.

Tarsus Müzesi’ni gezdikten sonra 5 dakikalık bir mesafede olan Nusret Mayın Gemisi Kültür Parkı’nın içerisindeki dünyanın en önemli savaş gemisi Nusret Mayın Gemisi’ni yakından inceleyebilirsiniz. Yakın tarihe ilgiliyseniz Nusret Mayın Gemisi‘nin Çanakkale Savaşları’nda ne kadar büyük bir önemi olduğunu mutlaka bilirsiniz. İşte bu gemi 2003 yılından beri burada bir anıt müze olarak ziyaretçilerini bekliyor.

Şimdi biraz dinlenme zamanı. Mersin’e özellikle yaz aylarında geldiyseniz bunaltıcı sıcaklarından kurtulmak için her şeyi yaparsınız. 10 dakikalık bir yolculukla yerli halkın serinlemek için ziyaret ettiği Tarsus Şalelesi‘ne gidiyoruz. Burada bulunan restoran ya da kafelerde bir şeyler yiyip içebilir, doğanın serinletici gücünden yararlanabilirsiniz.

Yaklaşık 15 dakikalık bir yolculuk sonrası bir sonraki durağımız Tarsus Hayvanat Bahçesi. 2014 yılından itibaren hizmet veren hayvanat bahçesi Tarsus Barajı’nın yanında yer alıyor. En fazla bir saatinizi burada ayırarak sona kalan mağaraları ziyarete geçebiliriz. Çünkü orası biraz uzak ve vaktimizin yetmesi gerekiyor.

Tarsus’un Dedeler Köyü’nde bulunan Ashab-ı Kehf Mağarası, Kehf Suresi’nde adı geçen Yedi Uyurlar‘ın bulunduğu mağara olduğu rivayet edilir. Yedi Uyurlar’ın nerede olduğu net olarak bilinmese de rivayete göre birkaç mağarada yer aldığı düşünülür. Bu mağaralardan biri de İzmir’deki Yedi Uyuyanlar Mağarası‘dır.

Yanındaki caminin minaresinden kolaylıkla doğru yolu bulabileceğiniz Kehf Mağarası, kutsal sayıldığı için birçok yerden turist ağırlamakta. Ashab-ı Kehf Mağarası, Tarsus Hayvanat Bahçesi’nden yarım saat uzaklıkta ve çok küçük bir mağara olduğu için hızlıca gezilebiliyor.

Çok yakında yeni hizmete girmiş başka bir mağara daha yer alıyor. Yaklaşık 5 dakika mesafedeki Taşkuyu Mağarası, 400 metre uzunluğunda bir mağara ve içerisinde birbirinden güzel galeriler bulunuyor. Tarsus gezilecek yerler listenizde mutlaka yerini almalı.

Taşkuyu Şelalesi ile birlikte akşamı ediyoruz ve Tarsus’u bir günde gezebilmenin keyfini yaşıyoruz.