Sinop Paşa Tabyaları’na gitmeyi düşünüyorsanız, internette ya da resmî rehberlerde okuduklarınızla sahada karşılaşacağınız tablonun pek uyuşmadığını baştan bilerek yola çıkmalısınız. 19. yüzyılın o heybetli taş savunma mimarisi yerli yerinde dursa da; ortada düzenli işleyen bir gişe, sizi karşılayacak bir görevli ya da hangi kapının açık olduğunu gösteren net bir düzenleme maalesef bulunmuyor.

  • Giriş Ücreti: Kimi resmî kayıtlarda Müzekart geçerli veya biletli gibi görünse de, kapıda fiilen işleyen bir gişe sistemiyle karşılaşmayabilirsiniz; durumu yerinde görmeniz gerekecektir.

  • Ziyaret Saatleri: Sistemlerde 08.00–18.00 saatleri yazsa da, alanın kontrolü düzensiz olduğu için bu saatlerin Karakum Yolu’ndaki kapıda birebir işlediğini varsaymamanızı öneririz.

  • Konum: Karakum Yolu üzerinde, Sinop merkeze yalnızca bir iki kilometre mesafede oldukça pratik bir noktada yer alıyor.

  • Tesis Durumu: İçeride su alabileceğiniz bir büfe, lavabo, oturma alanı ya da akşamları yolu aydınlatacak bir lamba bulunmuyor; hazırlıklı gitmelisiniz.

  • Erişim: Dış hatlarını ve avluyu rahatlıkla görebilirsiniz; fakat top mevzileri ile alt mahzenlere giriş tamamen o anki kapı kilit durumuna ve fiziki şartlara bağlı.

Paşa Tabyaları Ziyarete Açık Mı? (Güncel Durum)

Turizm broşürlerinde mutlaka görülmesi gereken bir durak gibi parlatılsa da, tabyaların bugünkü işletme durumu maalesef tam bir muamma. Vaktiyle, 2014 civarında burayı sosyal bir tesise dönüştürmeyi denediler fakat arkası gelmedi; dolayısıyla tel örgülerin arasından sıyrılmayı veya zorlanmış kapılardan geçmeyi sakın ola olağan bir gezi rotası sanmayın.

Reklam

Bakımsız kaldığı için çalılar alabildiğine boy vermiş, eski yürüyüş patikalarını da yabani otlar, dikenler ve kaktüsler sarmış durumda.

Paşa Tabyaları taş kemerli giriş bölümü
Paşa Tabyaları'nın tonozlu taş kemerli geçitleri, savunma mazgalları ve avluya açılan giriş kapısı.

Üst kısımdaki o devasa topların yanına kadar çıkıp fotoğraf çekmek, tamamen o gün tabyanın üst kotuna çıkan açıklıkların açık olmasına bağlı. Güvenlik ve çökme riski yüzünden cephaneliklerin, koğuşların ve zindan kısımlarının demir parmaklıklı kapıları genellikle asma kilitlerle kapalı tutuluyor.

Zaten kalkınma ajansının bölge planlarında da buranın adamakıllı restore edilip yeniden kente kazandırılması gerektiği sıkça yazılıp çiziliyor; bu yüzden tertipli, bilgi panolarıyla donatılmış modern bir müze yerine, kendi haline bırakılmış ham bir tarihi kalıntıyı gezeceğinizi bilerek rotanızı çizin.

19. Yüzyıl Savunma Hattının Mimarisi

Tabyalar, Sinop Yarımadası’nın doğu burnunda, hem hemen gerideki tarihi tersaneyi hem de limana sığınan donanmayı denizden gelebilecek bir baskına karşı korumak için doğrudan sert volkanik kayalıkların üzerine oturtulmuş. Ustalar bu zemini bilerek seçmiş; çünkü hem Karadeniz’in o hırçın dalgaları yapıyı kolay kolay aşındıramıyor hem de düşman gemilerinden fırlatılan güllelerin yarattığı sarsıntıyı bu doğal kaya kütlesi çok daha rahat emebiliyor.

Paşa Tabyaları'nın geniş sur ve toprak yapısı
Karadeniz kıyısındaki volkanik kayalıklar üzerinde hilal şeklinde uzanan Paşa Tabyaları toprak siper hattı.

Yarım Ay (Hilal) Planı ve Top Yatakları

Mekana girdiğinizde fark edeceğiniz üzere yapı, askeri mimaride "Hilal Tabya" denilen geniş bir kavis şeklinde uzanıyor. Bu yarım ay formunun temel mantığı çok pratik: Limana yaklaşmaya cüret eden bir fırkateyni tek bir açıdan karşılamak yerine, birden fazla yönden çapraz ateşe alıp kıskaca düşürmek.

Denize bakan siper hattında tam 11 adet taş top yuvası göreceksiniz. Hatta bugün bile yuvaların bir kısmında, o dönemin döküm işçiliğini ele veren devasa namlular duruyor; bu topların vazifesi gemiyi delip su aldırmaktan ziyade, ahşap gövdeye çarpıp içeride infilak ederek güverteyi un ufak etmekti.

Cephanelikler ve Mahzenlerin İşlevi

Hemen üstteki bu ateş hattının altına indiğinizde, askerin yaşaması ve lojistiğin dönmesi için tonozlu, devasa taş salonlar devreye giriyor. Nöbet tutan topçu neferlerinin yattığı koğuşlar, barutun Karadeniz rutubetinden etkilenip bozulmasını önleyen özel havalandırmalı cephanelikler hep bu alt kotta saklanmış.

Reklam

Mazgallar ve havalandırma delikleri öyle bir eğimle açılmış ki, içeri düşman mermisi ya da şarapnel parçası girip barutu havaya uçuramasın. Ne var ki günümüzde bu alt dehlizlerin büyük kısmı güvenlik nedeniyle kilitli ve içeri adım atamıyorsunuz.

1853 Sinop Baskını ve Tabyaların Sınavı

Buranın adı anıldığında akla hemen meşhur 30 Kasım 1853 Sinop Baskını ve sonrasında doğan kıyı savunma açığı gelir. Rus Amiral Naçimov komutasındaki donanma limana baskın verip filomuzu ateşe verdiğinde, bugün ayakta gördüğünüz bu taş tabyaların o gün orada fiilen çarpıştığını söylemek tarihi açıdan pek doğru olmaz.

Aslında o felaket, taş binaların eksikliğinden ziyade iki donanma arasındaki teknoloji uçurumunun ne kadar büyüdüğünü acı bir şekilde gösterdi. Kıyıdaki eski usul Osmanlı topçusunun menzili yetersiz kalırken, Ruslar açığa demirleyip yeni teknoloji patlayıcı humbara mermileriyle donanmamızı uzaktan darmadağın etti.

Kıyı bataryaları bu menzil farkı yüzünden Rus gemilerini durdurmayı başaramadı ve limandaki ahşap gemilerimiz yakıldı; dolayısıyla bugünkü Paşa Tabyaları'nı sanki bizzat o günkü baskında top atışı yapmış gibi anlatmak kronolojik bir yanılgı olur.

Ulaşım ve Ziyaret Öncesi Uyarılar

Paşa Tabyaları’na ulaşım son derece zahmetsiz; Sinop merkezden çıkıp Karakum Plajı istikametine uzanan sahil yoluna girdiğinizde hemen sağınızda kalıyor. Kendi aracınızla gidiyorsanız yol kenarında en fazla üç dört arabanın sığabileceği dar bir toprak cep göreceksiniz, oraya park edebilirsiniz.

Toplu taşımayı düşünürseniz, valiliğin önünden ya da sahilden kalkan Karakum dolmuşlarına bindiğinizde şoföre tabyalarda ineceğinizi söylemeniz yeterli; kapının önünde inersiniz. Güzel havalarda merkezden yürümek isterseniz de deniz havası eşliğinde 20-25 dakikada rahatça varabilirsiniz.

Yalnız buraya giderken zemini ve ortamı asla hafife almamanızı öneririz. Düzenli bir belediye ya da müze bakımı görmediği için patikalar diz boyu yabani ot, pıtrak, kaktüs ve yer yer kırık cam ya da molozla doludur. Bu yüzden terlik, sandalet ya da bez ayakkabılar yerine ayağınızı iyi kavrayan, kalın tabanlı bir spor veya doğa yürüyüşü ayakkabısı giymeniz şart.

Reklam

Ayrıca akşam çöktüğünde içeride tek bir lamba dahi yanmadığı için gezinizi mutlaka gün ışığında tamamlamalısınız. En mühimi de deniz tarafındaki surların ve burçların kenarında hiçbir güvenlik korkuluğu yok; manzaraya dalıp uç noktalara fazla yanaşmamaya çok dikkat etmelisiniz.

Tabyaları gezdikten sonra yarımadanın batı yakasındaki Sinop tarihi merkez yürüyüş rotası duraklarına geçebilir ya da Sinop Arkeoloji Müzesi bahçesindeki 1853 baskını anıt köşesini ziyaret edebilirsiniz.