Konak’tan Alsancak’a uzanan kıyı bandı, kafanızı hiç karıştırmadan İzmir havasını içinize çekebileceğiniz en net rotadır. Araya hiç Kültürpark’ı veya ara sokakları katmadan, rotanızı sadece denizi yanınıza alacak şekilde kurarsanız hem temponuzu hiç kaybetmezsiniz hem de günün yorgunluğunu hissetmeden yolu tamamlarsınız. Kıbrıs Şehitleri'nin kalabalığını ya da parkın sakinliğini başka bir güne bırakıp, bu hatta tamamen denizle baş başa kalmaya odaklanmanızı öneririm.
Mesafe: Konak Pier’den çıkıp Alsancak İskelesi’ne vardığınızda yaklaşık 2.5 - 3 kilometreyi geride bırakmış oluyorsunuz.
Zaman Planı: Hiç durmadan tempolu yürürseniz 40-45 dakikada bitirirsiniz; ama bankta oturup denizi izleyeyim, bir iki kare fotoğraf çekeyim derseniz rahatça 1.5 - 2 saatinizi ayırın.
İskelede Geçiş: Cebinizde İzmirim Kart yoksa hiç dert etmeyin; Pasaport’ta da Alsancak’ta da turnikelerden temassız banka veya kredi kartınızla doğrudan geçebilirsiniz.
Otopark Meselesi: Kordon boyunda, bilhassa Konak Pier tarafında aracınızı bırakacak açık otopark bulmak neredeyse piyango gibidir; valelerin istediği rakamlar da canınızı sıkabilir. En temizi arabayı hiç bulaştırmayıp hatta vapurla veya metroyla dahil olmak.
Yürüyüşe Nereden Başlamalı?
Bu yürüyüşte yönünüzü güneyden kuzeye, yani Konak’tan Alsancak’a doğru çevirirseniz, güneşi tam gözünüze almak yerine arkanıza ya da yanınıza almış olursunuz; yürümek çok daha keyifli hale gelir. Üstelik rotayı Alsancak’ta bağladığınızda, ister hemen iskeleden vapura atlayabilir isterseniz sahil boyunca çalışan nostaljik tramvayla keyifli bir dönüş yapabilirsiniz.
Konak Pier (İsteğe Bağlı Tarihi Durak)
Eski gümrük binası olarak tasarlanan ve o meşhur demir-çelik dokusuyla hemen ayırt edilen Konak Pier, bu rotanın başlangıç kilididir. İçerisi artık bir alışveriş merkezi gibi kurgulanmış olsa da mağazaların çoğu boşaldığı için eskisine göre epey sessiz, kendi halinde bir yere dönüşmüş durumda.
Burayı bir alışveriş durağı olarak düşünmek yerine, deniz kıyısındaki kafelerinde soluklanıp o eski taş ve demir işçiliğinin havasını soluyacağınız kısa bir duraklama noktası gibi görün. Kapıdaki güvenlik kontrollerinin bazen gereğinden fazla sıkı tutulduğunu ve çanta aramalarının vakit alabildiğini unutmayın.
Pasaport İskelesi ve Vapur Bağlantıları
Konak Pier’den çıkıp sahilden birkaç dakika ilerlediğinizde, 1. Milli Mimarlık döneminin zarafetini taşıyan Pasaport İskelesi karşınıza çıkacak. Karşıyaka veya Bostanlı tarafından geliyorsanız, vapuru doğrudan burada terk edip yürüyüşün tam göbeğine inmek kesinlikle en akılcı başlangıç taktiğidir.

İskelenin o karakteristik sarı cephesi ve önündeki zikzak taş kaplamalı rıhtım, bildiğimiz klasik İzmir görüntüsünün başladığı yerdir. Dalgakıranın darlığı sebebiyle iskeleye aynı anda yalnızca tek bir vapur yanaşabildiğinden, seferlerde birkaç dakikalık kısa beklemelere denk gelebilirsiniz; şaşırmayın.
Cumhuriyet Meydanı ve İzmir Atatürk Anıtı
Pasaport İskelesi’ni arkanızda bıraktığınız gibi yol sizi doğrudan Cumhuriyet Meydanı’nın ferahlığına çıkarır. Burası sadece yayaların gelip geçtiği geniş bir meydan değil, kentin tüm önemli anlarına tanıklık etmiş gerçek bir ortak hafıza noktasıdır.
Meydanın merkezinde yükselen, İtalyan heykeltıraş Pietro Canonica’nın elinden çıkmış atlı Atatürk anıtı, Gazi’nin o meşhur "Ordular, İlk Hedefiniz Akdeniz'dir. İleri!" sözünü söylediği anı simgeler ve rotanın en kıymetli simgelerindendir. Tamamen trafiğe kapalı, pırıl pırıl mermer kaidelerin olduğu bu alanda gün batımına denk gelirseniz, anıtın etrafında oturup körfeze karşı harika geniş açı fotoğraflar yakalayabilirsiniz.
1. Kordon Boyunca Gündoğdu'ya İlerleyiş
Cumhuriyet Meydanı bittiği an, İzmirlilerin "Kordon" dediği asıl sahil şeridine adım atmış olursunuz. Yıllar önce otoyol yapılmaktan son anda kurtarılıp şehre yeşil alan olarak kazandırılan bu hat; boylu boyunca uzanan çimleri, yürüyüş ve bisiklet parkurlarıyla kentin nefes aldığı yerdir.
İzmir Atatürk Müzesi
Kordon üzerinde Gündoğdu Meydanı’na doğru süzülürken, beyaz cephesi ve nostaljik mimarisiyle İzmir Atatürk Müzesi hemen sağınızda kendini gösterir. Normalde yürüyüş temposuna kısa bir kültür molası eklemek için biçilmiş kaftandır.
Ne var ki bina, tarihi dokusu gereği restorasyon ve tadilat süreçlerine sıkça girebiliyor (yakın dönemdeki uzun soluklu bakım süreçleri gibi). Dolayısıyla kapısına kadar gidip kapalı kapıyla karşılaşmamak için, yola çıkmadan önce Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın güncel müze duyurularına göz atıp açık olduğunu teyit etmenizi öneririz.
Gündoğdu Meydanı ve Kıyı Dinamikleri
Kordon'un tam orta omurgasında yer alan Gündoğdu Meydanı, meşhur Cumhuriyet Ağacı heykeliyle çevrelenen devasa bir buluşma noktasıdır. Ortada büyük bir miting ya da konser olmasa dahi, burası günün her saati insanların birbirine randevu verdiği capcanlı bir merkezdir.

Çimlere doğru geçerken hemen önünüzden akıp giden bisiklet ve elektrikli scooter trafiğine dikkat etmeyi unutmayın. Akşam saatlerinde kafelerin önü ve çimler hızla dolmaya başlar; eğer güneşin batışını Kordon çimlerinde oturup izlemek isterseniz, havanın kararmasına en az yarım saat kala kendinize bir yer kapmanızı tavsiye ederim.
Alsancak İskelesi ve Nostaljik Tramvay Bağlantısı
Gündoğdu’yu geçip rüzgarı yanınıza alarak kuzeye doğru yürüdüğünüzde yol sizi Alsancak Vapur İskelesi’nin önüne çıkarır. Burası yürüyüşü tatlı bir yorgunlukla bitirip dönüş planını yapacağınız en ideal transfer noktasıdır. Bacaklarınız yorulduysa nostaljik tramvaya binip kıyı boyunca Konak yönüne doğru nostaljik bir dönüş yapabilir ya da iskeleden Karşıyaka veya Bostanlı vapuruna geçebilirsiniz.
Yürüyüşün ardından bir şeyler yiyip içmek veya biraz daha hareketli sokaklara karışmak isterseniz, iskelenin hemen karşısından içeri kıvrılıp Kıbrıs Şehitleri Caddesi’ne girebilirsiniz. Ancak benim önerim, bu deniz kıyısı yürüyüşünün akıcılığını ve o ferah deniz kokusunu hiç bölmemek için iskeleye varana kadar ara sokaklara sapmamanız yönünde olacaktır.


