Kütahya denince akla hemen çini sanatının incelikleri veya Germiyanoğulları'ndan kalan miras gelir. Ancak şehrin dar ve yokuşlu sokaklarında, Avrupa tarihine yön vermiş bir özgürlük savaşçısının izlerini bulmak çoğu ziyaretçi için şaşırtıcı bir deneyim oluyor.
18\. yüzyıl Osmanlı sivil mimarisinin en zarif örneklerinden biri olan bu konak, sadece ahşap işçiliğiyle değil, duvarlarına sinmiş özgürlük mücadelesiyle de sizi içine çekiyor. Macar halkının milli kahramanı Lajos Kossuth'un sürgün yıllarına tanıklık eden bu ev, Türk misafirperverliğinin tarihe not düşülmüş somut bir kanıtı gibi.
Kütahya'da Bir Macar Kahramanı: Lajos Kossuth Kimdir?
Müzeyi gezmeden önce bu evin neden Macar Evi olarak anıldığını ve Lajos Kossuth isminin neden bu kadar önemli olduğunu bilmeniz gerekiyor. Kossuth, 19. yüzyılın ortalarında Macaristan'ın Avusturya İmparatorluğu'na karşı başlattığı bağımsızlık savaşının lideriydi. Özgürlük ateşiyle başlayan bu mücadele, Rusya'nın da Avusturya'nın yanında savaşa girmesiyle ne yazık ki kaybedildi.

İşte hikayenin Kütahya'ya uzanan kısmı tam burada başlıyor. Savaşı kaybeden ama onurunu kaybetmeyen Kossuth ve beraberindeki mülteciler, Osmanlı İmparatorluğu'na sığınıyor. Dönemin büyük güçleri Avusturya ve Rusya, mültecilerin iadesi için Osmanlı'ya baskı yapsa da Sultan Abdülmecid, Tacımı veririm, tahtımı veririm ama devletime sığınanları asla geri vermem diyerek bu talebi reddediyor. Böylece Kossuth ve ailesi için Kütahya'da güvenli bir yaşam başlıyor.
Kossuth Evi Müzesi'nde Sizi Neler Bekliyor?
Börekçiler Mahallesi'nin o kendine has dokusu içinde yürürken müzeyi bulmakta zorlanmayacaksınız. Zaten sokağın adı da Macar Sokak olarak geçiyor.

18. Yüzyıl Türk Mimarisi ve Macar Sokağı
Müze binası, klasik bir Türk evi planına sahip. İki katlı, geniş saçaklı ve cumbalı yapısıyla sokağa hükmediyor. Bahçeye adım attığınızda sizi Lajos Kossuth'un bronz bir heykeli karşılıyor.

Burası sadece bir müze değil, aynı zamanda Türk-Macar dostluğunun bir sembolü. Bahçedeki sessizlik ve tarihi atmosfer, şehrin gürültüsünden uzaklaşmanızı sağlıyor. Binanın dış cephesindeki ahşap işçiliğine ve pencerelerdeki detaylara dikkatlice bakmanızı öneririm; dönemin estetik anlayışını çok net yansıtıyor.
Müzenin İçi: Özgürlük Bildirgesinden Türkçe Gramer Kitabına
Evin içine girdiğinizde, eski ahşap zeminlerin o tanıdık gıcırtısı size eşlik ediyor. Bu ses, sizi adeta 1850'li yıllara götürüyor. Alt kat ve üst katlarda selamlık, yatak odası, çalışma odası gibi bölümleri gezebiliyorsunuz. Odalar, o dönemin günlük yaşamını yansıtacak şekilde sedirler, yüklükler ve şöminelerle dekore edilmiş.
Ancak burayı özel kılan asıl detaylar vitrinlerde saklı. Lajos Kossuth'un Macaristan Anayasası taslağını bu evde hazırladığını biliyor muydunuz? Evet, Macar demokrasisinin temelleri Kütahya'daki bu odalarda atıldı. Ayrıca Kossuth'un sürgündeyken boş durmayıp bir Türkçe gramer kitabı yazdığını görmek, onun Türk kültürüne duyduğu saygıyı ve entelektüel kişiliğini gözler önüne seriyor. Müzede göreceğiniz tütün kıyacağı, porselen yemek takımları ve 18. yüzyıldan kalma piyano, sürgün günlerinin hüzünlü ama vakur tanıkları olarak orada duruyor.
Ziyaret Öncesi Kritik İpuçları
Plansız bir gezi bazen küçük aksiliklere yol açabilir. Özellikle Kütahya'nın tarihi dokusu içinde kaybolmadan önce şu notları dikkate almanızı öneririm.
Giriş Ücreti ve Ziyaret Saatleri: Kossuth Evi Müzesi, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı olmasına rağmen genellikle ziyaretçilerine ücretsiz hizmet veriyor. Girişte herhangi bir bilet kuyruğuyla karşılaşmıyorsunuz. Müze haftanın her günü ziyarete açık olsa da, pazartesi günleri veya resmi tatillerde kapalı olma ihtimaline karşı gitmeden önce teyit etmenizde fayda var. Genellikle mesai saatleri içinde rahatlıkla gezebilirsiniz.
Ulaşım ve Otopark Sorunu: Burası en çok dikkat etmeniz gereken nokta. Müze, Kütahya'nın eski yerleşim yerlerinden biri olan, dar ve yokuşlu sokaklara sahip bir mahallede bulunuyor. Navigasyon sizi kapının önüne kadar götürmeye çalışabilir, ancak aracınızla o dar sokaklara girmemenizi şiddetle tavsiye ederim. Manevra yapmakta zorlanabilir, hatta sıkışabilirsiniz.
En pratik çözüm, aracınızı Ulu Cami civarındaki otoparklara veya uygun alanlara bırakıp müzeye yürümek. Hafif bir yokuş çıkmanız gerekebilir ancak bu yürüyüş sırasında Kütahya'nın sivil mimarisini inceleme fırsatı buluyorsunuz. Yürümeye değer mi? derseniz, kesinlikle evet.
Yakınlarda Başka Neler Var?
Müzeyi gezdikten sonra gününüzü değerlendirmek için harika seçenekleriniz var. Aracınızı bıraktığınız bölgeye dönerken Kütahya Ulu Cami'yi ziyaret edebilir, hemen yakınındaki Çini Müzesi'ne uğrayarak şehrin sanat tarihine tanıklık edebilirsiniz. Eğer enerjiniz yerindeyse, müzenin sırtını yasladığı tepedeki Kütahya Kalesi ve Döner Gazino, şehri panoramik olarak izlemek için en iyi noktalar arasında yer alıyor.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Şikayet Et