Konya ovasına yaklaşırken uzaktan parlayan o turkuaz rengi kubbeyi gördüğünüzde, sadece bir şehre değil, yüzyıllardır süren bir davete icabet ettiğinizi hissedersiniz. Mevlana Müzesi ve Türbesi, Türkiye'nin en çok ziyaret edilen müzelerinden biri olmasının ötesinde, kapısından giren herkesi manevi bir huzurla sarmalayan özel bir atmosfer. Burası klasik bir müze gezisinden çok, kendi iç dünyanıza yapacağınız kısa bir yolculuk gibi.
Konya'ya gelip de Hz. Mevlana'nın gel çağrısına uymadan dönmek olmaz. İster tarih meraklısı olun ister manevi bir arayışta, avluya adım attığınız an dışarıdaki şehrin gürültüsü kesiliyor ve yerini ney sesinin huzuruna bırakıyor. Yeşil Kubbe'nin (Kubbe-i Hadra) altında yatan sırlar, dervişlerin sabırla yoğrulan yaşamları ve yüzyıllık el yazmaları sizi bekliyor. Peki bu manevi yolculukta nelere dikkat etmeli, ziyaretinizi en verimli nasıl planlamalısınız? İşte oraya gitmeden önce bilmeniz gerekenler.

Ziyaret Öncesi Bilmeniz Gereken Detaylar
Mevlana Müzesi'ne gitmeden önce aklınızdaki teknik soruları hızlıca netleştirelim. Böylece kapıda zaman kaybetmeden doğrudan atmosferin tadını çıkarabilirsiniz.
Giriş Ücreti ve Müze Kart: En çok merak edilen konudan başlayalım; Mevlana Müzesi'ne girişler tamamen ücretsiz. Yerli veya yabancı turist olmanız fark etmiyor, gişeden bilet almanıza veya Müze Kart çıkarmanıza gerek yok. Turnikelerden beklemeden geçiş yapabiliyorsunuz. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın aldığı kararla bu manevi kapı herkese sonuna kadar açık.

Ziyaret Saatleri ve En Sakin Zamanlar: Müze haftanın her günü ziyarete açık. Resmi tatillerde veya bayramlarda bile kapılarını kapatmıyor. Ancak burası özellikle hafta sonları ve öğle saatlerinde oldukça kalabalık olabiliyor. Eğer o manevi sessizliği tam anlamıyla hissetmek, sandukaların başında dua ederken sıkışıklık yaşamamak istiyorsanız, sabahın erken saatlerini (açılış saati civarı) veya kapanışa yakın akşamüzeri saatlerini tercih edin.
Kıyafet Kuralı ve Ziyaret Edebi: Burası aktif bir ibadethane olmasa da bir türbe ve manevi makam olduğu için kılık kıyafet konusunda hassasiyet bekleniyor. Kadın ziyaretçilerin türbe bölümüne girerken başlarını örtmeleri veya şal takmaları rica ediliyor; yanınızda yoksa girişte ödünç alabileceğiniz şallar mevcut.
Ayrıca şort veya çok kısa etekle girilmesi uygun karşılanmıyor. Ayakkabılarınızı çıkarmanıza gerek yok ancak müze girişinde size verilen plastik galoşları ayakkabınızın üzerine giymeniz zorunlu. Bu uygulama, içerideki tarihi halıların ve temizliğin korunması için oldukça önemli.
Mevlana Müzesi İçindeki Duraklar: Adım Adım Gezi Rotası
Dervişan Kapısı'ndan içeri girdiğinizde sizi geniş bir avlu ve güller karşılar. Burası aceleye getirilecek bir yer değil. Sindire sindire, detayları görerek ilerlemek deneyiminizi zenginleştirir.
Avlu ve Şadırvan: İlk Karşılama: Müze avlusunda Yavuz Sultan Selim tarafından yaptırılan şadırvanı göreceksiniz. Burası, Mevlevilerin manevi temizlik kadar bedeni temizliğe de verdikleri önemi simgeler.

Avlunun etrafında dervişlerin çile doldurduğu, eğitim gördüğü küçük hücreler sıralanır. Bu odaları mutlaka gezin; içeride o dönemin derviş yaşamını canlandıran mankenler ve eşyalar, tarihe tanıklık etmenizi sağlıyor.
Tilavet Odası ve Hattatlık Örnekleri: Ana binaya girmeden hemen önce, Kuran-ı Kerim okunan ve güzel yazı sanatının (hat) en nadide örneklerinin sergilendiği Tilavet Odası'na uğrayın. Osmanlı döneminin estetik anlayışını yansıtan bu eserler, sabrın sanata dönüşmüş hali.

Huzur-u Pir: Mevlana'nın Sandukası ve Yeşil Kubbe: Gümüş Kapı'dan geçip ana salona girdiğinizde atmosferin ağırlığı ve huzuru sizi karşılar. Burası Huzur-u Pir olarak adlandırılır. Başınızı yukarı kaldırdığınızda o meşhur Yeşil Kubbe'nin iç işlemelerini görürsünüz. Hemen altındaki devasa sanduka Hz. Mevlana'ya aittir. Oğlu Sultan Veled ile yan yana yatar. Sandukanın üzerindeki altın işlemeli hatlar ve motifler göz alıcıdır.

Burada ziyaretçilerin en çok dikkatini çeken detaylardan biri, Mevlana'nın babası Bahaeddin Veled'in sandukasıdır. Bu sanduka, diğerlerinden farklı olarak dik durur. Halk arasında yaygın bir inanışa göre oğluna duyduğu saygıdan dolayı ayağa kalkmıştır. Ancak işin aslı, Selçuklu ahşap sanatının bir formu olması ve sandukanın baş kısmının yüksek yapılmasıdır. Yine de o saygı hikayesi, bu görüntüyle o kadar bütünleşmiş ki insana neden olmasın dedirtiyor.
Semahane ve Derviş Eşyaları: Türbe ziyaretinden sonra geçeceğiniz bölüm Semahane'dir. Burası eskiden dervişlerin zikir ve sema yaptıkları alandı. Şimdi ise Mevlana'ya ve Mevleviliğe ait kıyafetlerin, müzik aletlerinin (ney, kudüm, rebab) ve kişisel eşyaların sergilendiği bir müze alanı. Dünyanın en eski Mesnevi nüshalarından birini ve ceylan derisi üzerine yazılmış eserleri burada inceleyebilirsiniz. Ayrıca Sakal-ı Şerif kutusu da bu bölümde ziyarete açık tutuluyor.

Matbah-ı Şerif: Dervişlerin Eğitim Alanı: Dışarı çıktığınızda, avlunun köşesindeki mutfak bölümünü yani Matbah-ı Şerif'i atlamayın. Mevlevilikte mutfak sadece yemek pişirilen yer değil, insanın piştiği yerdir. Hamdım, piştim, yandım sözünün felsefesi burada başlar. Derviş adaylarının (nev-niyaz) sabır eğitimine başladığı Saka Postu'nu ve mutfak düzenini burada görebilirsiniz.

Mevlana Celaleddin-i Rumi Hakkında
Müzenin duvarları arasında gezerken kimin huzurunda olduğunuzu hatırlamakta fayda var. 1207 yılında Belh'te (bugünkü Afganistan sınırları içinde) doğan Mevlana, Moğol istilası nedeniyle ailesiyle birlikte uzun bir göç yolculuğundan sonra Konya topraklarına yerleşti. Babası Sultanü'l-Ulema Bahaeddin Veled'in vefatından sonra ilim meclislerinde ders vermeye başladı.

Ancak onun hayatını değiştiren asıl olay, Şems-i Tebrizi ile karşılaşması oldu. Bu dostluk, Mevlana'nın içindeki ilahi aşk ateşini harladı ve onu bir alimden büyük bir mutasavvıfa dönüştürdü. En büyük eseri Mesnevi'yi, katibi Hüsameddin Çelebi'ye söyleyerek yazdırdı. Ölümü bir son değil, Şeb-i Arus (Düğün Gecesi) yani Yaradan'a kavuşma günü olarak gördü. İşte bu yüzden türbesi hüzünlü bir mezarlık değil, bir vuslat bahçesi gibi hissettiriyor.
Şeb-i Arus Törenleri Nedir ve Ne Zaman Yapılır?
Konya'nın en hareketli olduğu dönem hiç şüphesiz Aralık ayıdır. Mevlana'nın vefat yıl dönümü olan 17 Aralık haftası, her yıl Şeb-i Arus (Vuslat Yıldönümü Uluslararası Anma Törenleri) olarak kutlanır. Bu tarihlerde şehirde yer bulmak neredeyse imkansız hale gelir, oteller aylar öncesinden dolar.
Törenlerde semazenlerin o büyüleyici dönüşlerini izlemek, Mesnevi sohbetlerini dinlemek ve dünyanın dört bir yanından gelen insanlarla aynı maneviyatı paylaşmak paha biçilemez bir deneyim.

Eğer bu özel dönemde ziyarete gelmeyi planlıyorsanız, seyahatinizi en az 2-3 ay öncesinden organize etmeniz gerekir. Tören biletleri de satışa çıkar çıkmaz hızla tükeniyor, takipte kalmakta fayda var.
Ulaşım: Mevlana Müzesi'ne Nasıl Gidilir?
Konya şehir merkezi oldukça düzenli ve ulaşımı kolay bir yapıya sahip. Mevlana Müzesi, şehrin tam kalbi sayılan Karatay ilçesinde yer alıyor.
- Tramvay ile: Şehir içinden ulaşımın en pratik yolu tramvay kullanmaktır. Alaaddin durağında inip Mevlana Caddesi boyunca yaklaşık 10 dakika yürüyerek müzeye ulaşabilirsiniz. Bu yürüyüş yolu üzerinde tarihi Selimiye Camii'ni ve çarşıyı da görme şansınız olur.
- Otobüs ile: Şehrin pek çok noktasından müzeye giden belediye otobüsleri ve dolmuşlar bulunuyor. Mevlana durağında indiğinizde müze hemen karşınızda kalacak.
- Özel Araç ile: Eğer kendi aracınızla geliyorsanız, müzenin hemen arka tarafında ve civarında ücretli otoparklar mevcut. Ancak özellikle hafta sonları ve turistik sezonlarda müze çevresindeki trafiğin yoğun olduğunu ve otopark yeri bulmanın biraz zaman alabileceğini unutmayın.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Şikayet Et