Basmane'den Eşrefpaşa'ya uzanan bu hatta gezerken insanların canını en çok sıkan şey, navigasyonun çıkmaz sokaklara sokması ve kapısına kadar gidilen müzelerin çalışma saatlerinin tutmaması oluyor.

Dönertaş Sebili ya da İki Çeşme zaten yol üstünde, yürürken hemen önünüzde göreceğiniz açık hava durakları; fakat İnönü Müze Evi ile Kadın Müzesi bildiğimiz anlamda sürekli açık kapısı olan yerler değil, mesai saatleri ve zil sistemiyle konuk alıyor. Bu yüzden gezinizi mutlaka hafta içine denk getirmenizi ve haritaya körü körüne güvenmek yerine sokak tabelalarını göz ucuyla da olsa kontrol etmenizi tavsiye ederim.

Rota Bilgisi Detaylar
Toplam Yürüyüş Yaklaşık 2,4 kilometre (Duraksız 30-35 dakika)
En Uygun Ziyaret Günleri Salı, Çarşamba, Perşembe, Cuma
Giriş Ücretleri Tüm noktalar ücretsiz
Önemli Uyarılar İnönü Müze Evi hafta sonları kapalı. Kadın Müzesi'ne girmek için kapıdaki zili çalmanız şart.

Basmane - Eşrefpaşa Yürüyüş Rotası Planlaması

Yürüyüşe Basmane Garı'nın hemen oradaki Anafartalar Caddesi'nden başlayıp Tilkilik üzerinden Eşrefpaşa'ya doğru tırmanmak, sokakların tatlı yokuşunu hissetmeden çok daha rahat yol almanızı sağlar. Hem bu sayede adım adım İzmir'in o katmanlı, çok kültürlü ve capcanlı eski mahalle dokusunun içine girdiğinizi doğrudan hissedersiniz.

Gündüz saatlerinde bu sokakları keşfetmek fotoğraf çekmeyi ve tarihi yerinde solumayı sevenler için müthiş bir deneyim sunsa da, bazı binaların yorgun ve bakımsız hali tek başınayken insanı biraz tedirgin edebilir.

Özellikle Kadın Müzesi'ne çıkan ara sokaklarda yürürken yanınızda birinin olması ya da kestirmeler yerine daha işlek bağlantıları tercih etmeniz sizi çok daha rahat ettirecektir. Bir de müzelerin saat 17.00 olmadan kapılarını kapatabildiğini ve arada 12.30 - 13.30 gibi öğle molası verdiklerini aklınızda bulundurup yola sabah saatlerinde çıkarsanız gününüzü hiç bölmeden tamamlarsınız.

1. Durak: Dönertaş Sebili (Sokak Görünümü)

Anafartalar Caddesi'nin o bitmek bilmeyen insan kalabalığı ve dükkan trafiği arasında ilerlerken Dönertaş Sebili tam yolunuzun üzerinde, ilk hızlı fotoğraf durağınız olarak yer alıyor. 1814 yılında Osmanzadeler tarafından yaptırılan bu köşe yapısı, Osmanlı mermer işçiliğinin Barok esintilerle birleştiği İzmir'deki en zarif köşelerden biridir. Burası kapısı açılıp gezilen bir yer değil; doğrudan kaldırım kenarında durup hayranlıkla inceleyebileceğiniz bir sokak anıtı.

Sebile adını veren asıl numara ise köşesindeki dönen mermer sütunda gizli; ustalar vaktiyle olası bir depremi veya zemin kaymasını hemen fark edebilmek için bu sütunu bir denge terazisi gibi tasarlamışlar. Gelgelelim zamanın getirdiği yıpranmalar ve araya sıkışan tortular nedeniyle bu taş artık yerinde dönmüyor.

Reklam

Köşedeki dükkanların ve tabelaların hareketliliği yüzünden ilk anda yanından geçip gitmek çok kolay, biraz dikkatli bakmak gerekiyor. Durduğunuzda mermerin üstüne ince ince işlenmiş lale motiflerini, çiçekli kase kabartmalarını ve o dönemin pirinç şebeke işçiliğini güzelce inceleyip yolunuza devam edebilirsiniz. İç mekanizması ve tesisatı çoktan devre dışı kaldığı için maalesef lülelerinden artık su akmıyor.

2. Durak: İzmir Kadın Müzesi (Zil Sistemi ve Ulaşım)

Basmane'nin o kendine has cumbalı eski konaklarından birinde hayat bulan ve kapılarını 2014'te açan İzmir Kadın Müzesi, rotamızın ilk kapalı mekan durağı. O neoklasik tarzda taş binanın önüne vardığınızda kapının sımsıkı kapalı olduğunu görüp hemen "kapalı galiba" diye dönmeyin. Buranın usulü böyle; kapının sağındaki zile basmanız gerekiyor, içerideki görevli arkadaş gelip kapıyı güler yüzle size açacaktır.

İçerisi üç kata yayılmış durumda ve cumhuriyet öncesinden günümüze Anadolu kadınının toplumdaki emeğini ve yerini çok samimi bir dille anlatıyor. Giriş katında 19. yüzyıldan kalma ipek işlemeli bindallılar ve Atatürk'ün manevi kızı Nebile Hanım'la o meşhur düğün dansı fotoğrafı yer alırken, üst katlarda kadın hakları mücadelelerine ve ilk meslek sahibi öncü kadınlarımıza ayrılmış odaları geziyorsunuz.

  • Bina yüz yıllık tescilli bir konak olduğu için katlar arasındaki ahşap merdivenler oldukça dik ve dar; dolayısıyla tekerlekli sandalye ya da pusetle üst katlara çıkmak maalesef mümkün olmuyor.

  • Arka bahçeye mutlaka çıkın; orada Halide Edip'ten Afife Jale'ye kadar tarihe yön vermiş isimlerin masklarını ve Nâzım Hikmet heykelini görebilirsiniz.

  • Navigasyon bazen anacadde dururken sizi gereksiz yere tenha çıkmazlara sokabiliyor; mahalleye girdiğinizde sokak başlarındaki kahverengi müze tabelalarını takip ederek ilerlemeniz çok daha huzurlu bir yürüyüş sağlar.

3. Durak: İnönü Müze Evi (Hafta İçi Ziyaret Şartı)

Bu yürüyüşün gününü seçerken en çok dikkat etmeniz gereken nokta kesinlikle İnönü Müze Evi. Türkiye Cumhuriyeti'nin 2. Cumhurbaşkanı İsmet İnönü'nün 1884 yılında doğup ilk çocukluk yıllarını geçirdiği bu ev, hafta sonları kapılarını tamamen kapatıyor. Eğer gezinizi cumartesi ya da pazara denk getirirseniz, kapalı kapının önünde durup dış cephe fotoğrafı çekmekten başka bir şey yapamazsınız.

Reklam
Basmane İkiçeşmelik semtindeki tarihi İsmet İnönü Anı Evi'nin taş söveli kapısı ve 1884 doğum anı plaketi
İsmet İnönü'nün doğduğu tarihi Basmane konağının demir parmaklıklı taş kapısı ve bronz bilgilendirme tabelası.

Hafta içi gittiğinizde ise kapıyı çaldığınız an içerideki görevli kapıyı açıyor ve odaları tek tek gezdirip evin hikayesini bizzat anlatıyor. Bazen görevlinin mahalledeki resmi işler için 10-15 dakika dışarı çıkmışlığı olabiliyor; öyle bir ana denk gelirseniz hemen kapıya iliştirilen nottaki telefonu arayıp ne zaman döneceğini kolayca öğrenebilirsiniz.

Navigasyon haritasına doğrudan kurumun adını yazarsanız sizi bazen üst caddedeki boş bir araziye veya alakasız bir sokağa çıkarabiliyor, dikkatli olun. Haritanıza arama hedefi olarak doğrudan "İnönü Sokağı" yazarsanız, o dönemin taş sokak dokusunu koruyan sokağa doğrudan ve hiç sapmadan ulaşırsınız.

Evin içerisinde İnönü'nün ailesine ait hatıraları, Lozan günlerinden tarihi belgeleri ve 1922'de İzmirli kadınların elleriyle dikip hediye ettiği o muazzam el yapımı al bayrağı görebiliyorsunuz. Girişin tamamen ücretsiz olduğu mekanda, görevlinin sıcacık anlatımıyla o dönemin havasını çok daha derin hissediyorsunuz.

4. Durak: Tarihi İki Çeşme (Sokak Görünümü)

Yürüyüşün son ayağında, bugün koskoca semte ve caddeye adını vermiş olan meşhur Tarihi İki Çeşme'ye ulaşıyorsunuz. Tıpkı ilk duraktaki sebil gibi burası da içine girilen bir yapı değil; Eşrefpaşa Caddesi'nin kenarındaki taş istinat duvarına gömülmüş, biri yukarıda biri aşağıda duran iki hazneli ilginç bir sokak çeşmesi.

İkiçeşmelik Caddesi üzerinde taş istinat duvarına gömülü tarihi mermer yalaklı iki kademeli Osmanlı çeşmesi
Semte adını veren tarihi çifte çeşmenin kesme taş cephesi, mermer kurnaları ve kademeli yol kotu kalıntıları.

Çeşmelerin neden altlı üstlü durduğunu merak ederseniz, hikaye tamamen İzmir'in eski yol çalışmalarına dayanıyor. Asıl çeşme 1720'lerde yapıldığında sokak tam da onun hizasından geçiyormuş. Fakat 1930'lu yıllara gelindiğinde caddeyi genişletip araç trafiğine açmak için yolun kotunu birkaç metre kazıyıp aşağı çekince, tarihi çeşme duvarda havada asılı kalıvermiş.

Eski dönemde mahalleli susuz kalmasın diye hemen o yeni açılan yolun hizasına ikinci bir çeşme teknesi kondurmuşlar ve yapı bugünkü ikonik halini almış. Günümüzde artık musluklarından su akmasa da, şehrin kot farkını ve sokakların yıllar içindeki değişimini kendi gözlerinizle görmeniz açısından harika bir canlı tanık.

İkiçeşmelik Camii'nin hemen dibinde yer alan bu çeşmeyi de gördükten sonra, birkaç dakikalık mesafedeki Agora Ören Yeri'ne yürüyebilir ya da Kemeraltı Çarşısı'na inip bir yorgunluk kahvesiyle gezinizi taçlandırabilirsiniz.

Reklam