Devrim Otomobili Hikayesi: Türkiye’nin İlk Arabası Ne Zaman Yapıldı?

Devrim Otomobili Hikayesi: Türkiye’nin İlk Arabası Ne Zaman Yapıldı?

Devrim Otomobili, Türkiye'nin otomobil tarihinde bir dönüm noktası. Peki, bu mühendislik harikası ne zaman yapıldı, ziyaret edilebilir mi?
admin |

Türkiye’nin ilk arabası Devrim Otomobili’nin ne zaman yapıldı ve bu efsanevi projenin ardındaki hikayeyi nedir? Bir ulusun gururunu ve mühendislik başarısını temsil eden bu otomobil, geçmişten günümüze uzanan bir serüvenin kahramanıdır.

Yerli Otomobil Üretiminin Hikayesi

Türkiye’nin bilim ve teknoloji alanında diğer ülkelerle arasında bir fark olmasına rağmen, 1960’larda başlayan yerli otomobil üretimi hayali, destek bulamamanın kurbanı oldu. Ancak, bu hayal her zaman için sadece bir hayal olarak kalmadı. Devrim Arabası projesi gibi girişimler, yerli üretim umutlarını canlı tuttu.

1961’de, bir grup mühendisin “otomobil yapamayız” sözleri, dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in kulağına gitmesiyle, tarihi bir adım atıldı. Cemal Gürsel’in bu sözlere meydan okuması ve bir otomobilin üretimi için talimat vermesi, yerli otomobil üretimi macerasının başlangıcı oldu.

Cumhurbaşkanı Gürsel’in destekleriyle, Eskişehir’deki Devlet Demiryolları Fabrikası’nda yerli otomobilin temelleri atıldı. Üretim için ayrılan 1.400.000 lira ve demiryolu fabrikasının imkanları, Türkiye’nin dört bir yanını birleştiren demir ağların ustalarını yeni bir maceraya sürükledi.

Devrim Arabasi 1

Yüksek Mühendis Emin Bozoğlu liderliğindeki 23 Türk mühendisi ve onlarca işçi, otomobil üretimi için farklı bölümlerde görev aldı. Bu ekip, otomobil yapımı konusunda hiçbir tecrübeye sahip olmamasına rağmen, birbirinden değerli bilgi ve becerileriyle bu zorlu sürece girişti.

Otomobil yapımı süreci, mühendisler ve işçiler için tamamen yeni bir deneyimdi. Araba sahibi mühendislerden, arabalarını getirmeleri ve onları söküp incelemeleri istendi. Bu, onlara arabaların nasıl yapıldığına dair değerli fikirler sağladı.

Bu yenilikçi yaklaşım, demir yolları ve lokomotif yapımında uzman olan bu ekip için, otomobil üretimi konusunda bir öğrenme fırsatı sunuyordu. Projeye katkı sağlamak için Almanya’da yeni projelere imza atan Necmettin Erbakan’ın Türkiye’ye dönüşü ve fabrika kurması da yerli otomobil üretimine önemli bir katkı sağladı.

Devrim Arabasi 2

Devrim Arabası: Azmin ve Hayallerin Sembolü

Devrim projesi, başından beri sıkıntılı bir süreçle karşı karşıya kaldı. Gizli tutulmaya çalışılsa da, projenin detayları basına sızdı ve medya, projeyi olumsuz bir şekilde ele alarak halkı yanlış yönlendirmeye çalıştı.

Bu süreçte, projeye ayrılan bütçe, çeşitli nedenlerle 1.400.000 liradan 900.000 liraya düşürüldü. Buna rağmen, ekip büyük bir azimle çalışmalarına devam etti ve projeyi son güne kadar sürdürmeyi başardı. Devrim, adeta bir ölü doğmuş bebek muamelesi görmesine rağmen, varlık göstermeyi başaran bir umut ışığıydı.

Devrim’in yapım sürecindeki son dakika çabaları, proje ekibinin özveri ve fedakârlığının bir kanıtıdır. Arabanın boyası son anda atıldı, cilası ise Ankara’ya ulaştırılmak üzere trene bindirildikten sonra, tren vagonunda yapıldı.

Kömürle çalışan trenlerin lokomotiflerinden çıkan kıvılcımların olası zararlarını önlemek için, arabanın içindeki az miktarda benzin, Ankara’ya varıldığında doldurulmak üzere boşaltıldı.

Devrim Arabasi 4

29 Ekim törenleri için Ankara’ya yetiştirilen Devrim, Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel’in kullanımına sunuldu. Fakat, törenin başlamasına kısa bir süre kala, aracın içinde benzin olmadığı farkedildi.

Aceleyle sağlanan benzin, aracın içine dökülemeyince, büyük bir telaş yaşandı. Cemal Gürsel’in varışıyla, herkesin heyecanı daha da arttı. Ne yazık ki, siyah renkli Devrim, birkaç metre gittikten sonra benzinin bitmesiyle durdu. Bu durum, Cemal Gürsel tarafından mizahi bir dille eleştirildi. Ancak, bej renkli araçla yapılan yolculuk sorunsuz tamamlandı.

Bütün bu çabalar ve yaşanan talihsizliklere rağmen, ertesi gün basın, Devrim projesini olumsuz bir şekilde eleştiren manşetlerle doluydu. Bu durum, yerli otomobil üretiminin önemini azaltan ve dışa bağımlılığı devam ettiren bir sonuca yol açtı.

Devrim Arabasi 3

Devrim Arabası, dönemin çizgilerini taşıyan ve bugün bile modern sayılabilecek bir tasarıma sahip. Eğer üretimine devam edilseydi, bu araç bugün dünya pazarlarında rekabet ediyor olabilirdi. 1250 kg ağırlığında ve hala çalışır durumda olan Devrim, düzenli bakımları sayesinde ziyaretçilere sergilenmeye devam ediyor.

Devrim Arabası Ziyaret Bilgileri

Günümüzde, Devrim Arabası’nın tek kalan örneği, üretildiği TÜLOMSAŞ’ın bahçesinde sergileniyor ve ziyaretçilere ilham vermeye devam ediyor. Devrim Arabası’nı ziyaret etmek, sadece bir otomobilin değil, aynı zamanda bir ulusun hayallerini ve azmini de yakından görmek anlamına gelir.

Kimlik göstererek ücretsiz giriş yapabileceğiniz bu sergi alanı, ziyaretçilere, bakımlı ve etkileyici bir bahçe içerisinde yer alan şeffaf bir camekân içinde korunan bu tarihi aracı inceleme fırsatı sunuyor. Bu, sadece bir otomobilin öyküsünü değil, aynı zamanda bir dönemin teknolojik ve tasarımsal estetiğini de yansıtan bir deneyimdir.

Devrim Arabasi Fabrikasi

Devrim Arabaları Filmi

Devrim Arabası, sadece mühendislik ve tasarım alanında değil, kültür ve sanatta da kendine yer bulmuştur. Tolga Örnek’in yazıp yönettiği “Devrim Arabaları” filmi, bu aracın hikayesini, üretim sürecinden yaşanan zorluklara, ekip çalışmasının gücüne kadar geniş bir yelpazede ele alıyor.

Film, Devrim Arabalarının hikayesini duygusal ve başarılı bir şekilde perdeye taşıyarak, izleyicilere tarihi bir dönemin tanıklığı yapma imkanı sunuyor. “Devrim Arabaları” filmi, bu önemli projenin mirasını daha geniş bir kitleye taşıyan önemli bir eser olarak değerlendiriliyor ve herkes tarafından izlenmesi öneriliyor.

Sonuç

Devrim Otomobili, Türkiye’nin ilk arabası olmanın ötesinde, bir ulusun hayallerini ve azmini somutlaştıran bir simgedir. Ne zaman yapıldığına dair merakınızı giderdiğimiz bu blog yazısında, sadece teknik detayları değil, aynı zamanda bu projenin ulusal bir gurur kaynağı olarak nasıl kalplerde yer ettiğini de gördük.

Devrim, sadece maziye bir bakış atmakla kalmıyor, aynı zamanda geleceğe dair ilham veren bir öykü sunuyor. Bu hikaye, zamanın ötesine geçerek, hayallerin ve azmin, zorluklar karşısında nasıl zaferle sonuçlanabileceğinin canlı bir kanıtı.