İstiklal Caddesi'nin o bitmek bilmeyen kalabalığı içinde yürürken sağ tarafta usulca duran Atlas Pasajı'ndan içeri girdiğiniz an, dışarının tüm gürültüsü bir anda kesiliyor. Burası sadece film izleyip çıkacağınız sıradan bir salon değil.

Eski bir kışlık konağın dehlizlerinde, yüksek tavanlı ve bol localı, gerçek bir nostalji durağı. Hem vizyon filmlerini devasa bir perdede izleme şansı buluyor hem de üst katlardaki sinema müzesinde Yeşilçam'ın tozlu raflarına dalıyorsunuz.

Atlas 1948 Sineması Biletleri ve Seanslar

Filmlere bilet almak için pasajın girişindeki eski tip gişeyi kullanabiliyorsunuz. Ancak buradaki görevlilerle bazen iletişim kopuklukları yaşanabiliyor. Özellikle festival dönemlerinde veya akşam seanslarında kapıda yoğun bir karmaşa çıkabiliyor. Bu yüzden biletinizi mutlaka internet üzerinden online olarak almanızı şiddetle tavsiye ediyorum.

Film aralarında bir şeyler atıştırmak isterseniz, içerideki büfe oldukça temel seçenekler sunuyor. Patlamış mısır ve içecek menüsü son derece zayıf, üstelik lezzet olarak da pek tatmin etmiyor. Filminize girmeden önce pasajın hemen girişindeki veya İstiklal üzerindeki kahvecilerde ihtiyacınızı gidermek çok daha mantıklı bir hamle.

Film İzlerken Sizi Neler Bekliyor?

Ana salona adım attığınızda devasa ve amfi şeklinde tasarlanmış bir oturma düzeniyle karşılaşıyorsunuz. Koltuklar oldukça geniş ve rahat. Perde açısı çoğu noktadan kusursuz, ancak en uç köşelerdeki koltukları seçmekten kaçının, sahnenin kenarlarını görmek zorlaşıyor.

Atlas sinemasi nerede nasil gidilir

Burada film izlerken bilmeniz gereken çok kritik gerçekler var:

  • İçerisi gerçekten çok soğuk. Yazın ortasında bile gitseniz, klimalar veya salonun devasa yapısı nedeniyle ciddi anlamda üşüyorsunuz. Yanınıza mutlaka kalın bir hırka veya ceket alın.
  • Film öncesi reklamların sesi aşırı yüksek. Reklamlar epey uzun sürüyor ve ses sistemi bu esnada kulak tırmalayacak kadar açık bırakılıyor. Film başladığında ise ses kalitesi tam kıvamına oturuyor ve o harika akustiği hissediyorsunuz.
  • Filmlerde ara verilmiyor. Vizyon filmi de olsa, üç saatlik bir festival filmi de izleseniz tek seferde bitiriyorsunuz. Bu yüzden salona girmeden önce mutlaka ihtiyaçlarınızı giderin.

İstanbul Sinema Müzesi'nde Neler Var?

Sinema salonunun hemen yanından üst katlara doğru uzanan bölüm, tek bir biletle gezebileceğiniz üç katlı bir müze alanı. Gün içinde genellikle oldukça sakin ve sessiz. İçerideki mermer merdivenler ve tavan süslemeleri mükemmel fotoğraf kareleri yakalamanız için ideal.

Yeşilçam Hatıraları ve Balmumu Heykeller

Müzenin ilk iki katı daimi sergilere ayrılmış durumda. Burada çocukluğumuzun geçtiği Yeşilçam filmlerinden fırlamış gibi duran balmumu heykeller, usta yönetmenlerin şahsi eşyaları ve dönem kameraları sergileniyor. Orijinal film afişlerini incelerken zamanın nasıl geçtiğini anlamıyorsunuz.

Dijital Hafıza Havuzu (İnteraktif Deneyim)

Burası müzenin kalbi. Dünyada ilk kez uygulanan bu devasa dijital havuzda binlerce film, oyuncu ve sinema emekçisinin verisi parmaklarınızın ucuna geliyor. Dokunmatik ekranlar üzerinden eski filmlerin sahnelerine anında ulaşıp o nostaljik anları interaktif bir şekilde yeniden yaşıyorsunuz.

Ziyaret Öncesi Bilmeniz Gereken İpuçları

Sinema ve müze deneyiminizi sorunsuz atlatmanız için şu detaylara mutlaka dikkat edin:

  • Tuvalet Krizi: Sinemanın ve müzenin tuvaletleri farklı. Eğer sinemaya bilet aldıysanız ve henüz salon açılmadığı için müze kafesinde bekliyorsanız, müze tarafındaki tuvaletleri kullanmanıza güvenlik görevlileri sert bir şekilde engel olabiliyor. Bu gereksiz prosedür karmaşasını yaşamamak için sadece biletini aldığınız bölümün alanında kalın.
  • Çıkış Kaosu: Film bittiğinde devasa kalabalık dar bir yan kapıdan İstiklal'in ara sokaklarına yönlendiriliyor. Dar sokağa çıkış anı, özellikle yağmurlu günlerde ciddi bir kaosa dönüşebiliyor. Acele etmeyip salonun en son boşalmasını beklemek sinirlerinizi korur.
  • Altyazı Sorunları: Nadiren de olsa yabancı filmlerde altyazı senkronizasyonu kopabiliyor veya tamamen ekrandan kaybolabiliyor. Bu gibi durumlarda teknik ekibin müdahalesi biraz yavaş kalabiliyor.

Köçeyan Konağı'ndan Bugüne: Kısa Tarihçe

Üzerinde durduğunuz bu zemin aslında eski bir at ahırı. Agop Köçeyan tarafından kışlık konak olarak inşa edilen bu yapı, geçirdiği yangınlardan sonra cambazhane, mahkeme salonu ve PTT binası olarak elden ele dolaştı. En son Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın başlattığı büyük restorasyon hamlesiyle o eski neo-klasik ihtişamına geri döndü. Tavanlardaki altın varaklı süslemeler ve alçı rölyefler, o eski şaşaalı günlerin doğrudan birer kanıtı.

Atlas Sineması Nerede ve Nasıl Gidilir?

Mekana ulaşmak oldukça zahmetsiz. Taksim Meydanı'ndan İstiklal Caddesi'ne giriş yapıp Galatasaray Lisesi'ne doğru yürümeye başlayın. Sol tarafınızda Madame Tussauds müzesini geçtikten kısa bir süre sonra sağ kolda tarihi Atlas Pasajı tabelasını göreceksiniz.

Eğer Şişhane yönünden geliyorsanız, Galatasaray Lisesi'ni geçip Taksim Meydanı'na doğru yürümeniz gerekiyor. En pratik ulaşım yolu kesinlikle M2 Yenikapı-Hacıosman metrosunu kullanıp Taksim durağında inmektir. Aracınızla gelmeyi planlıyorsanız bölgedeki otopark sıkıntısı nedeniyle Tepebaşı tarafındaki katlı otoparkları kullanıp kısa bir yürüyüşle caddeye çıkmanız çok daha az yorucu oluyor.