Büklükale rotasına çıkıp da kazı alanının kapısına kilit vurulduğunu görmek ilk anda moralinizi bozabilir, gayet doğal. Şu aşamada antik kentin sokaklarında bizzat yürümek mümkün değil. Fakat 2019 yılından itibaren gün ışığına çıkarılan Hurrice tabletler, burayı Anadolu coğrafyasındaki dördüncü Hitit kraliyet kenti mertebesine taşıyor. Yani alanı doğrudan adımlayamasanız bile, kenti doğru noktalardan seyretmek ve çıkarılan paha biçilmez eserleri bizzat incelemek için önünüzde çok net alternatifler var.

  • Ziyaret Durumu: Antik kente giriş yapılamıyor; açmaların üzeri koruma amacıyla tamamen kapalı.
  • En İyi Manzara: Çeşnigir Cam Terası'ndan sunulan geniş açılı panoramik vadi manzarası.
  • Eserlerin Konumu: Kırşehir sınırındaki Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesi.
  • Müze Girişi: Müzekart geçerli.
  • Konum: Kırıkkale'nin Karakeçili ilçesine bağlı Köprüköy mevkisi (Ankara'ya yaklaşık 100 km mesafede).

Büklükale Kazı Alanı Ziyarete Açık Mı?

Büklükale'deki bilimsel kazılar, 2009 senesinden bu yana Japon arkeolog Doç. Dr. Kimiyoshi Matsumura ve ekibi tarafından titizlikle sürdürülüyor. Sahadaki fiili çalışmalar ise yalnızca mayıs ve haziran aylarındaki kısa zaman aralığında gerçekleştiriliyor. Yılın geriye kalan aylarında ise açığa çıkarılan hassas açmalar, kış mevsiminin yıpratıcı şartlarından korunması adına brandalar ve koruyucu metal levhalarla sımsıkı kapatılıyor.

Büklükale kazı alanında koruma amaçlı örtülmüş açmalar
Kazı sezonu dışında açmaların üzeri branda ve metal levhalarla örtülüyor, antik kalıntılar böylece kış koşullarından korunmuş oluyor.

Alan girişinde iki dilli, Türkçe ve İngilizce bir bilgilendirme panosu sizi karşılıyor. Nöbet tutan saha bekçisi de aklınıza takılan sorulara içtenlikle yanıt verebiliyor. Bu yüzden gezi planınızı kapalı kapılara takılmak yerine, vadiyi gören hâkim seyir noktaları ve buluntuların toplandığı bölge müzesi üzerine kurmanız en mantıklı adım olacaktır.

Çeşnigir Cam Terası'ndan Kazı Alanı Manzarası

Antik kentin topografyaya nasıl ustalıkla oturduğunu kavramanın yolu, kazı alanının tam karşısına kurulan Çeşnigir Cam Terası'na çıkmaktan geçiyor. Kızılırmak'ın iyice daralıp hırçınlaştığı sarp kanyon yamacına baktığınız an, Hititlerin burayı neden vazgeçilmez bir kale kenti seçtiğini gayet net anlıyorsunuz. Ayaklarınızın altında kıvrılarak akan ırmak, hemen yanı başındaki görkemli Çeşnigir Köprüsü ve tam karşınızda "Aşağı Şehir" ile "Yukarı Şehir" katmanlarıyla yükselen Büklükale silüeti tek bir manzarada buluşuyor. Yanınızda bir dürbün bulundurursanız, antik patikaları ve sur kalıntılarının taş örgüsünü çok daha rahat seçebilirsiniz.

Büklükale ve Kızılırmak vadisinin Çeşnigir Cam Terası'ndan kuşbakışı görünümü
Yükseklerden bakıldığında Kızılırmak'ın kıvrımı, tarihi köprü ve çevredeki yerleşim tek kadrajda birleşiyor, bölgenin stratejik konumunu gözler önüne seriyor.

Bulunan Eserleri Görmek İçin: Kaman Kalehöyük Arkeoloji Müzesi

Topraktan çıkarılan diplomatik tabletleri, kraliyet mühürlerini ve nadide ziynet eşyalarını görmek istiyorsanız, rotanızı hemen Kırşehir'in Kaman ilçesindeki Kalehöyük Arkeoloji Müzesi'ne çevirmelisiniz. Büklükale'den arabayla kısa bir sürüş mesafesinde yer alan müzeye Müzekart avantajıyla rahatça giriş yapabilirsiniz. Sergiyi tamamladıktan sonra ise hemen yan bahçede yer alan, girişi tamamen ücretsiz Japon Bahçesi'nde dinlenebilir, gölette yüzen rengârenk Koi balıklarını izleyerek günün yorgunluğunu atabilirsiniz.

Büklükale Nerede ve Nasıl Gidilir?

Büklükale, Kırıkkale ilinin Karakeçili ilçesi sınırları içindeki Köprüköy mevkiinde, başkent Ankara'nın yaklaşık 60 kilometre güneydoğusunda konumlanıyor. Ankara çıkışından Kaman doğrultusunda uzanan bölünmüş karayolunu kesintisiz takip etmeniz yeterli. Kızılırmak'ın üzerinden geçmeden hemen önce, sol tarafınızda heybetle yükselen sarp kayalıklarda antik yerleşimin silüetini zaten fark edeceksiniz.

Bölgeye düzenli toplu taşıma seferi ya da organize bir rehberli tur bulmak pek kolay olmadığı için kendi özel aracınızla gitmeniz en sorunsuz seçenek. Harita uygulamanıza kazı alanı yerine doğrudan Çeşnigir Cam Terası yazarsanız, park sorunu yaşamadan manzarayı en net göreceğiniz seyir noktasına doğrudan ulaşırsınız.

Reklam

Tarihi Önemi: Anadolu'nun Dördüncü Hitit Kraliyet Şehri

Arkeoloji dünyasında uzun yıllar boyunca Hitit hanedanının Anadolu topraklarında sadece Hattuşa, Ortaköy ve Kayalıpınar yerleşimlerinde ikamet ettiği kabul görüyordu. Ancak Büklükale kazılarında 2019 yılından itibaren ele geçen çivi yazılı Hurrice belgeler, buranın kayıtlara geçen dördüncü resmi Hitit kraliyet merkezi olduğunu net biçimde kanıtladı.

Kızılırmak geçişini kontrol eden stratejik konumu sayesinde Büklükale, bizzat kralların diplomatik yazışmalar yürüttüğü, Batı Anadolu'daki Arzava Krallığı ve Mısır firavunları ile kurulan dış ilişkilerin sevk ve idare edildiği kritik bir yönetim üssü kimliği taşıyordu.

Arkeolojik Katmanlar ve Önemli Keşifler

Kazı çukurlarında yapılan kesit çalışmaları, yukarıdan aşağıya doğru sırasıyla Osmanlı, Demir Çağı, Geç Tunç Çağı (Hitit) ve Erken Tunç Çağı olmak üzere tam dört farklı kültür katmanını belgeliyor. Sadece Hitit devrine ait 9 ayrı yapı evresinin tespit edilmiş olması, kentin yüzyıllar boyunca sürekli yenilendiğini ve dönüştüğünü gösteriyor. Bu tabakaların üçünde karşılaşılan yoğun yangın ve tahribat izleri ise yerleşimin tarih boyunca ne denli sert kuşatmalara ve çatışmalara sahne olduğunu gözler önüne seriyor.

Büklükale'de ortaya çıkarılmış taş duvar kalıntıları ve dağ manzarası
Kazılarda gün yüzüne çıkan taş duvar temelleri, arkasındaki sarp Anadolu tepeleriyle Büklükale'nin savunmaya uygun konumunu ortaya koyuyor.

Hurrice Tabletler Ne Anlama Geliyor?

Büklükale'yi arkeoloji literatüründe öne çıkaran en çarpıcı buluntuların başında hiç kuşkusuz çivi yazılı kil tabletler geliyor. Bu metinlerden birinin doğrudan Hitit imparatorunun şahsına hitaben yazılmış bir mektup olması, hükümdarın belli dönemlerde bizzat bu kalede kaldığını veya bölgedeki askerî seferleri buradan sevk ettiğini gösteriyor. Tabletlerde okunan "Buradaki ülke sizin ülkenizdir" tarzındaki diplomatik ifadeler de kentin o devrin uluslararası güç dengelerinde ne denli aktif bir rol üstlendiğini teyit ediyor.

Lapis Lazuli İşlemeli Panter Başı ve Cam Şişe

Büklükale'de ele geçen zengin koleksiyon sadece Hitit dönemiyle de sınırlı kalmıyor. Milattan önce 2000 yıllarına tarihlenen beyaz mermerden oyulmuş bir panter başının göz çukuruna, ta Afganistan'dan getirilmiş lacivert lapis lazuli taşının yerleştirilmiş olması, kentin Orta Asya'ya uzanan köklü bir ticaret ağının parçası olduğunu kanıtlıyor. Üst katmanlarda ise milattan önce 700'lerde bozkırlardan Anadolu'ya inen İskitlere özgü panter motifli kemik bir süs eşyası ile Karadeniz'in kuzeyinden gelen Kimmer akıncılarına ait olduğu değerlendirilen mimari izler gün ışığına çıkarıldı.

Kazıların en heyecan verici keşiflerinden biri de milattan önce 1700'lü yıllara dayanan antik cam şişe oldu. Dünyada bilinen en eski cam şişe örneklerinden biri sayılan bu nadir parçanın bir benzeri daha önce sadece imparatorluk başkenti Boğazköy'de bulunmuştu. Eserin Mısır'daki geleneksel cam teknolojisinden büsbütün farklı kimyasal bileşenlerle üretilmiş olabileceği değerlendiriliyor; şayet bu tez kesinleşirse küresel cam üretim tarihi baştan yazılmak zorunda kalacak.