İstanbul'un kaosundan, trafiğinden ve bitmek bilmeyen gürültüsünden kaçıp kendimizi doğanın kollarına bırakmak istediğimizde, pusulamız çoğu zaman şehre en yakın kaçış noktalarını gösteriyor. İşte tam bu noktada, Karadeniz'in hırçın dalgalarıyla ormanın huzurunu birleştiren Çatalca plajları imdadımıza yetişiyor. Şehir merkezine ortalama 1,5 - 2 saat uzaklıktaki bu sahil şeridi, alışkın olduğumuz sakin Marmara kıyılarından çok farklı. Burada bizi uçsuz bucaksız kumsallar, sert rüzgarlar ve el değmemiş bir doğa karşılıyor.
Ancak baştan uyaralım; Çatalca'nın denizi, güney sahillerindeki gibi çarşaf gibi sakin bir su vadetmiyor. Burası Karadeniz. Doğası vahşi, suyu serin ve atmosferi tamamen macera dolu. Hazırsanız, bagajları hazırlayıp İstanbul'un arka bahçesindeki bu mavi rotaları keşfe çıkıyoruz.

Çatalca Plajlarına Gitmeden Önce Bilmeniz Gereken Hayati Notlar
Rotayı oluşturmadan önce çantanıza atmanız gereken en önemli bilgiyle başlıyoruz: Güvenlik. Karadeniz kıyısında yüzmek, Ege koylarında yüzmeye benzemez. Özellikle bu bölgede sıkça görülen çeken akıntı (rip akıntısı) konusunda bilinçli hareket etmelisiniz. Rüzgarlı ve dalgalı günlerde denize girmek yerine kumsalda vakit geçirmeyi tercih edin. Eğer yüzme konusunda çok tecrübeli değilseniz veya yanınızda çocuklar varsa, mutlaka cankurtaran hizmeti veren plajları tercih etmelisiniz.
Bölgedeki plajların çoğu bakir veya yarı tesisleşmiş durumda. Bu yüzden yola çıkarken nakit para, yeterli su ve temel ihtiyaçlarınızı yanınıza almayı unutmayın. Telefonun bazı noktalarda çekmeyebileceğini de hesaba katarak çevrimdışı haritalarınızı indirmenizi öneriyoruz.
Çilingoz Plajı ve Tabiat Parkı
Çatalca denince akla gelen ilk durak genellikle Çilingoz oluyor. Burası sadece bir plaj değil, aynı zamanda devasa bir tabiat parkı. Orman, göl ve denizin birleştiği ender noktalardan biri olduğu için özellikle aileler ve konforlu kamp arayanlar burayı tercih ediyor. Girişte Milli Parklar statüsünde olduğu için bir ücret ödüyorsunuz. İçeride market, restoran ve tuvalet gibi temel ihtiyaçları karşılayacak tesisler mevcut.
Çilingoz'da güne orman içinde yapacağınız bir yürüyüşle başlayıp, öğlen saatlerinde kendinizi Karadeniz'in serin sularına bırakabilirsiniz. Plajı oldukça geniş ve kumsalı ince kumlu. Ancak deniz burada da aniden derinleşebiliyor. Cankurtaran kulesinin olduğu bölgelerden denize girmeye özen gösterin.
Eğer günübirlik değil de konaklamalı geliyorsanız, çadırınızı göl kenarına veya orman içine kurup akşam ateşinin tadını çıkarabilirsiniz. Hafta sonları İstanbulluların yoğun ilgisi nedeniyle kalabalık olabiliyor, sakinlik arıyorsanız hafta içi veya erken saatleri değerlendirin.
Şehrin diğer yeşil kaçış noktalarını merak ediyorsanız, İstanbul piknik alanları listemize de göz atarak alternatif rotalar oluşturabilirsiniz.
Yalıköy Plajı: Podima Taşlarının İzinde
Eski adıyla Podima, yani Yalıköy, bölgenin en nostaljik ve hikayesi olan sahil kasabalarından biri. Burayı özel kılan detay, kumsalında saklı. Yalıköy sahili, cam üretiminde hammadde olarak kullanılan ve Podima Taşı olarak bilinen özel silisli taşlara ev sahipliği yapıyor. Bir zamanlar Şişecam fabrikasının hammadde kaynağı olan bu kumsal, şimdilerde deniz severleri ağırlıyor.
Yalıköy'ün denizi, diğer Çatalca plajlarına göre bir tık daha berrak olabiliyor ancak dalga riski burada da devam ediyor. Sahil şeridi oldukça uzun, bu sayede kalabalık olsa bile kendinize ait sakin bir köşe bulabiliyorsunuz.
Plajın hemen arkasındaki köyde bakkal, fırın ve küçük işletmeler mevcut. Yani Çilingoz kadar kurumsal bir tesis yapısı olmasa da, Evcik kadar ıssız değil. Tam ayarında, "köy havası" alabileceğiniz bir rota. Akşamüzeri sahilde yürüyüş yaparken ayağınıza takılan o pürüzsüz taşların tarihi değerini hatırlayın.
Ormanlı Plajı: Yamaç Paraşütü ve Dalgalar
Eğer aradığınız şey biraz daha adrenalin ve hareket ise, direksiyonu Ormanlı Köyü'ne kırıyoruz. Köy meydanından geçip sahile inen yolu takip ettiğinizde, sizi yamaç paraşütü yapanların rengarenk dansı karşılıyor. Ormanlı, rüzgarı bol bir bölge olduğu için yamaç paraşütü tutkunlarının uğrak noktası haline gelmiş durumda.

Plajı, Yalıköy ve Çilingoz'a kıyasla daha salaş. Burada lüks şezlonglar veya organize tesisler beklemeyin. Daha çok kendi şemsiyesini alıp gelenler ve karavancıları görüyoruz. Denizi dalgalı ve kumsalı geniştir. Özellikle gün batımında tepelerden süzülen paraşütleri izlemek, yüzmekten daha keyifli bir aktiviteye dönüşebiliyor. Yolu yer yer bozuk olabiliyor, bu yüzden altı alçak araçla gidiyorsanız dikkatli ilerleyin.
Evcik Plajı: Medeniyetten Uzak, Doğaya Yakın
Gelelim listenin en bakir, en sessiz ve en hazırlıklı gidilmesi gereken noktasına: Evcik Plajı. Burası "tesis istemem, sadece doğa olsun" diyenler için bir mabet. Karacaköy üzerinden ulaşılan plaja giden yol, sonlara doğru toprak ve engebeli bir hale geliyor. Plaja vardığınızda sizi tarihi bir sürpriz karşılıyor: Bizans İmparatoru I. Anastasius tarafından yaptırılan ve "Uzun Duvar" olarak bilinen Anastasius Surları'nın kalıntıları.
Evcik Plajı'nda tuvalet, duş, büfe veya şemsiye kiralayabileceğiniz bir yer yok. Hatta telefonun çekmediği noktalar oldukça fazla. Buraya geliyorsanız suyunuzdan yiyeceğinize, gölgeliğinizden çöp poşetinize kadar her şeyi yanınızda getirmelisiniz. Tamamen doğayla baş başa kalmak, dalga sesleri eşliğinde kitap okumak veya kalabalıktan uzakta kamp yapmak için eşsiz bir yer. Ancak denizi çok hırçın ve cankurtaran hizmeti yok; bu yüzden burada yüzmek yerine serinleyip çıkmak en güvenli seçenek.

Karacaköy ve Çilingoz Arasındaki Gizli Koylar
Ana plajların haricinde, bölgeyi keşfetmeyi sevenler için kıyı şeridinde gizlenmiş küçük koylar da mevcut. Özellikle Malatra Koyu gibi haritalarda zor bulunan, genelde yerel balıkçıların veya profesyonel kampçıların bildiği noktalar, Çatalca'nın gizemli yüzünü oluşturuyor. Bu koylara ulaşım genellikle zorlu patika yollardan sağlanıyor ve araçla inmek mümkün olmayabiliyor. Eğer aracınıza ve yürüyüş kondisyonunuza güveniyorsanız bu gizli cennetleri keşfedebilirsiniz.
Çatalca Sahillerine Ne Zaman Gidilmeli?
Karadeniz ikliminin etkisindeki bu sahiller için en ideal zaman, rüzgarın nispeten azaldığı yaz ayları. Ancak Temmuz ve Ağustos aylarında hafta sonları ciddi bir yoğunluk yaşanıyor.
Bizim önerimiz, havanın açık olduğu Eylül başı veya Haziran sonu gibi geçiş dönemlerini değerlendirmeniz. Böylece hem kavurucu sıcaktan kaçmış olursunuz hem de doğanın en canlı haline tanıklık edersiniz. Kış aylarında ise bu plajlar, hırçın dalgaları izlemek ve kafa dinlemek isteyen melankolik ruhlar için mükemmel yerler.

Unutmayın, Çatalca plajları sadece denize girmek için değil; İstanbul'un yanı başında hala nefes alan bir doğanın olduğunu hissetmek için gidilecek en özel rotalardan biri.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Şikayet Et