Pamukkale'nin zirvesinde yükselen Hierapolis Antik Kenti'ne gelen binlerce ziyaretçi, devasa sekizgen yapıyı Aziz Philippos'un mezarı sanarak büyük bir tarihi yanılgıya düşüyor. Oysa 2011 yılında Prof. Dr. Francesco D'Andria'nın yürüttüğü kazılar, gerçek mezarın bu görkemli anıtta değil, 40 metre ötedeki mütevazı bir kilisenin içinde saklandığını kanıtladı. Tiyatronun arkasından başlayan zorlu tırmanışa çıkmadan önce, 2011'de gün yüzüne çıkan bu arkeolojik keşfin perde arkasını bilmekte fayda var.
- Tırmanış Süresi: Antik tiyatrodan itibaren yaklaşık 15-20 dakika.
- Zorluk Derecesi: Orta/Zor: dik yokuş ve taşlık zemin içeriyor.
- Giriş Ücreti: Ekstra ücret yok, Hierapolis/Pamukkale ana giriş bileti veya Müzekart geçerli.
- Ziyaret İçin En İyi Saat: Sabahın erken saatleri veya gün batımına doğru.
Aziz Philippos Martyrion'u Nedir?
Antik dönemin en çarpıcı mimari örneklerinden biri olan Martyrion, MS 5. yüzyılda inşa edilmiş görkemli bir anıt. Sekizgen planlı ana salon ve etrafını saran dikdörtgen odalar, o dönemdeki hacıların ritüelleri için özel olarak tasarlanmış. Yapının ahşap çatısı asırlar önce yok olsa da, kalın traverten bloklar ve ana kemerler hala tüm heybetiyle ayakta.
İçerisi oldukça sessiz; günün çoğu saatinde yıkıntılar arasında birkaç ziyaretçiden fazlasına rastlamazsınız. Burası İsa'nın 12 havarisinden biri olan Aziz Philippos adına yapılmış bir anma mekanı. Yüzyıllar boyunca bölgeye gelen hacılar burayı ziyaret edip dua ettiler ve azizin tam da bu sekizgen yapının merkezinde yattığına inandılar.

2011 Keşfi: Gerçek Mezar Neden Martyrion'da Değil?
2011 yılına kadar akademik çevreler dahil herkes, mezarın Martyrion'un tam ortasında olduğunu düşünüyordu. Ancak İtalyan kazı başkanı Prof. Dr. Francesco D'Andria ve ekibi, anıtın yaklaşık 40 metre uzağında, MS 1. yüzyıla tarihlenen bir Roma mezarı buldu. Bu mezarın etrafına daha sonra, 5. yüzyılda üç nefli bir kilise inşa edilmiş.
Yapılan detaylı incelemeler ve kapı lentosundaki yazıtlar, buranın Aziz Philippos'un asıl yattığı yer olduğunu kesin olarak kanıtladı. Mezarı doğrudan Martyrion'un içine yapmamalarının nedeni basit: Martyrion bir mezar değil, kalabalık hacı gruplarının aynı anda ayin yapabilmesi için tasarlanan geniş kapasiteli bir şehitlik anıtıydı. Gerçek mezar ise azizin şehit edildiği o ilk noktada korunmuş ve etrafı bir bazilikayla çevrelenmişti.

Martyrion ve Mezara Nasıl Gidilir?
Bu tarihi alana ulaşmak biraz efor gerektiriyor. Antik tiyatronun sağ üst köşesinden yukarıya doğru uzanan antik taş yolu takip etmelisiniz. Yol oldukça dik, yer yer engebeli ve zaman zaman yorucu bir hal alıyor. Tırmanış sırasında vadinin üzerinden geçen ve kazı ekibi tarafından onarılan ahşap köprüyü göreceksiniz.

Köprüyü geçtikten sonra geniş traverten basamaklar sizi önce yeni keşfedilen mezar kilisesine, hemen ardından da sekizgen planlı Martyrion'a çıkarıyor. Tepeye ulaştığınızda Hierapolis'in ve beyaz travertenlerin geneli görüş alanınıza giriyor; en sıcak günlerde bile tepede esen rüzgar serinletici oluyor.
Ziyaret Öncesi Bilmeniz Gerekenler
Hierapolis gezinizi planlarken bu tepeyi sona bırakmak veya gün ortasında çıkmaya çalışmak enerjinizi gereksiz yere tüketir. Özellikle yaz aylarında öğle güneşi altında o yokuşu tırmanmak ciddi anlamda yorucu oluyor. Antik tiyatroyu geçtikten sonra su alabileceğiniz herhangi bir tesis bulunmadığı için yanınıza mutlaka fazladan su almalısınız.
Tırmanış için tabanı iyi tutunan, rahat bir yürüyüş ayakkabısı seçmeniz şart; kaygan toprak zemin ve pürüzlü antik taşlar ince tabanlı sandaletler için hiç uygun değil. Tepeye ulaştığınızda en iyi fotoğraf açısını, Martyrion'un güneybatı kemerlerinin altından tüm antik kenti arkanıza alarak yakalayabilirsiniz.


