Edirne Sarayiçi mevkisine adım attığınızda sizi sadece tarihi bir güreş alanı karşılamıyor. Tunca Nehri kenarında, sessizliğiyle içinizi ürperten devasa bir hüzün anıtı göze çarpıyor. Burası, Balkan Savaşları döneminde şehit düşen ve esir alınan on binlerce vatan evladının anısını yaşatan çok özel bir nokta. Tarih kitaplarında okuduğunuz o acı dolu direnişin gerçek bedelini burada iliklerinize kadar hissediyorsunuz.
Edirne Balkan Şehitliği Nerede ve Nasıl Gidilir?
Şehitlik, Edirne merkezine biraz mesafeli olan Sarayiçi adasında Tunca Nehri kıyısında konumlanıyor. Buraya ulaşmak için özel aracınızı veya taksiyi tercih etmeniz en mantıklı rota. Toplu taşıma araçları bu bölgeye ne yazık ki oldukça nadir sefer düzenliyor. Arabanızla geldiğinizde çevrede rahatça park edebileceğiniz geniş boşluklar var.
Yürüyerek gelmeyi planlıyorsanız yolun biraz uzun olduğunu aklınızdan çıkarmayın. Bölgeyi adım adım gezmek isteyenler için Edirne tarihi yerler rotası harika bir başlangıç noktası oluşturuyor.

Ziyaret Öncesi Bilmeniz Gereken Kritik Detaylar
Buraya gitmeden önce bilmeniz gereken en önemli detay, alanın sıklıkla uzun süreli restorasyon çalışmalarına girmesi. Bazen kapıdan dönmek zorunda kalabiliyorsunuz, bu yüzden yola çıkmadan önce güncel durumunu mutlaka teyit edin. Ayrıca bölge akşam saatlerinde fazlasıyla ıssız ve tekin olmayan bir atmosfere bürünüyor.
Ziyaretinizi kesinlikle gündüz saatlerine denk getirin. Çevrede gösterişli kafeler veya dinlenme tesisleri beklemiyoruz, burası tamamen sessizlik ve saygı odaklı bir tasarıma sahip.
Sarayiçi Zindanları: O Günlerde Neler Yaşandı?
Balkan Savaşları döneminde Edirne, Şükrü Paşa komutasında eşine az rastlanan bir direniş gösterdi. Ancak şehrin düşmesiyle birlikte Sarayiçi bölgesi, on binlerce askerimiz için devasa bir açık hava hapishanesi halini aldı. Nehrin taşkın suları ve dondurucu soğuk altında aç susuz kalan askerlerimizin yaşadığı dram, o toprakların sessizliğine tamamen işlemiş durumda.
Çevrede yürürken bastığınız her karış toprağın bir kahramana ait olduğunu bilmek boğazınızı düğümlüyor. O zorlu kuşatma günlerinde askerlerimizin ağaç kabuklarını bile yiyerek direndiğini düşünün, işte o an bu anıtın gerçek ağırlığını kavrıyorsunuz.

Anıtın Kalbine Dokunan Detaylar
Yürüyüş yolundan içeri adım attığınızda sizi mermer kaplı, ucu gökyüzüne uzanan konik bir yapı karşılıyor. Duvarlardaki pirinç rölyefleri incelerken askerlerimizin o dönemki mücadelesine yakından tanık oluyorsunuz. Etrafta abartılı hiçbir mimari detay yok. Sadece sade, vakur ve hüzünlü bir duruş var.
Mermer blokların üzerinde Türkiye'nin dört bir yanından gelip burada şehit düşen gencecik askerlerin isimlerini okurken gözyaşlarınıza hakim olmak gerçekten çok zor. Henüz yirmisine bile basmamış fidanların isimlerini yan yana görmek insana savaşın ne kadar acımasız olduğunu bir kez daha hatırlatıyor.
Develili Mehmet Çavuş ve Yürek Burkan Şiiri
Şehitlikteki en çarpıcı noktalardan biri, mermer bir taşın üzerine kazınmış olan o meşhur şiir. Kayseri Develili Mehmet Çavuş'un şehit düşmeden hemen önce kaleme aldığı bu dizeler, esaret altındaki bir askerin son hislerini tüm çıplaklığıyla yüzümüze vuruyor.
Şiiri okurken o satırlardaki vatan sevgisini ve intikam yeminini iliklerinize kadar hissediyorsunuz. Başucundaki ay-yıldızlı motifin gölgesinde durup bu dizelere göz atmadan sakın alandan ayrılmayın. Bu taş, sadece bir mezar taşı olmanın çok ötesinde, tüyler ürpertici bir vasiyet niteliği taşıyor.
Şehitlik Ziyaretini Tamamlayacak Alternatif Rotalar
Balkan Savaşları'nın Edirne'de bıraktığı derin izleri tam anlamıyla kavramak için rotanızı sadece burayla sınırlı tutmayın. Buradan ayrıldıktan sonra o destansı savunmanın karargahı olan Hıdırlık Tabyası Balkan Tarihi Müzesi yönüne mutlaka geçiş yapın. Şükrü Paşa'nın kahramanca direndiği o karanlık dehlizleri ve topçu odalarını kendi gözlerinizle görün.
Şehri savunurken verdiği o sarsılmaz emirleri ve askerlerinin fedakarlıklarını o tabyaların soğuk duvarları arasında çok daha net anlıyorsunuz. Bu iki noktayı arka arkaya ziyaret ettiğinizde, Edirne'nin sadece camilerden ibaret olmadığını, aynı zamanda ne denli büyük bir gazi şehir olduğunu da zihninize kazımış oluyorsunuz.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Şikayet Et