Anamur’un Ovabaşı Köyü sınırlarında saklı kalan Köşekbükü Mağarası, sadece bir doğa harikası değil, bölge halkı için yüzyıllardır şifa kapısı olarak görülüyor. Halk arasında astım mağarası olarak da bilinen bu durak, Toroslar’ın kalbinde yaklaşık 20 bin yıllık bir oluşum sürecinin izlerini taşıyor. Eğer nemli hava, devasa sarkıtlar ve mistik bir atmosfer ilginizi çekiyorsa, burası listenizde mutlaka bulunmalı.
Mağaraya girdiğiniz an sizi oldukça yoğun bir nem oranı ve sabit bir sıcaklık karşılıyor. İçerideki hava o kadar karakteristik ki, dışarıdaki kavurucu Mersin sıcağından sonra kendinizi bambaşka bir mikroklimanın içinde buluyorsunuz.
Köşekbükü Mağarası Nerede ve Nasıl Gidilir?
Mağara, Anamur ilçe merkezine yaklaşık 9 kilometre mesafede, Ovabaşı Mahallesi’nde yer alıyor. Yol boyunca size eşlik eden muz bahçeleri ve yeşil doğa, yolculuğu keyifli bir hale getiriyor. Ovabaşı Köyü’ne ulaştıktan sonra mağara tabelalarını takip ederek tesisin önüne kadar ulaşabiliyorsunuz.

Yolun son kısımları biraz virajlı olsa da asfalt kalitesi binek araçlar için uygun. Aracınızı mağaranın hemen girişindeki otopark alanına bırakıp, kısa bir yürüyüşle giriş kapısına ulaşıyorsunuz. Eğer toplu taşıma kullanacaksanız, Anamur merkezden Ovabaşı köy dolmuşlarını tercih edebilirsiniz ancak özel araç konforu bu rota için çok daha ideal.
Şifa ve Huzur Veren Üç Farklı Bölüm
Köşekbükü Mağarası, her biri farklı fiziksel özelliklere ve atmosfere sahip üç ana galeriden oluşuyor. Bu bölümlerin isimleri, orada geçireceğiniz vaktin amacını da özetliyor:
Huzur Bölümü: Mağaranın giriş kısmında yer alan bu galeri, vücudunuzun mağara ortamına uyum sağlaması için ilk durak. Buradaki basınç seviyesi 761.5 mm civarında seyrediyor. Ortamın dinginliği ve loş ışıklar, sizi derinlere hazırlıyor.
Şifa Bölümü: Burası mağaranın asıl kalbi. Nem oranının %80 seviyelerine çıktığı, sıcaklığın ise yıl boyu sabit 18 derece kaldığı bu bölüm, özellikle solunum yolu rahatsızlığı olan ziyaretçilerin en çok vakit geçirdiği alan. Sarkıt ve dikitlerin en görkemli hallerini burada görüyorsunuz.
Dilek Bölümü: Mağaranın en uç noktası olan bu bölümde nem oranı %82 seviyesine kadar yükseliyor. Basınç ise 762 mm ile en yüksek değerine ulaşıyor. Yerel inanışa göre burada dilenen dileklerin kabul olduğuna inanılıyor. Fiziksel olarak en yoğun hissedilen yer burası olduğu için kalbinizle ilgili bir hassasiyetiniz varsa dikkatli olmanızda fayda var.
Ziyaretçiler İçin Kritik Tavsiyeler
Mağara deneyimini sorunsuz yaşamanız için birkaç saha tecrübesini paylaşmam gerekiyor. İçerisi oldukça karanlık ve nemden dolayı zemin her zaman ıslak. Bu yüzden terlik veya topuklu ayakkabı yerine mutlaka yere sağlam basan bir spor ayakkabı tercih edin.
Nemli hava bir süre sonra susuzluk hissi yaratabiliyor, yanınıza mutlaka küçük bir su bulundurun. Mağara dokusuna kesinlikle dokunmamanız ve flaşlı çekim yapmamanız, bu binlerce yıllık mirasın korunması için kritik önem taşıyor. Eğer klostrofobiniz varsa, Şifa bölümünden sonra tavanın biraz daha basıklaştığını bilerek ilerlemenizi öneririm.
Anamur gezinizi planlarken burayı Anamurium Antik Kenti ile aynı gün içerisine yerleştirebilirsiniz. Mağara çıkışında Ovabaşı Köyü’nde yerel bir kahvaltı yapmak veya meşhur Anamur muzunun tadına bakmak, günün tüm yorgunluğunu üzerinizden alıyor.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Şikayet Et