Bolu'nun yemyeşil ormanları arasına gizlenen Mudurnu, standart bir Osmanlı kasabasından çok daha fazlası. Bir yanda yüzlerce yıllık ahşap konakların nostaljisi teninize işliyor, diğer yanda yarım kalmış devasa şato evlerin yarattığı distopik hava zihninizi bulandırıyor.
Sadece binalara bakıp geçeceğimiz bir yer değil burası; aynı zamanda yüzyıllık esnaf ritüellerine katılıp o anı bizzat yaşıyoruz.
- Ulaşım: Özel araçla İstanbul'a ortalama üç, Ankara'ya ise iki buçuk saat mesafede konumlanıyor.
- En İyi Zaman: Dağ havasının tam kıvamında olduğu ilkbahar sonu ve sonbahar ayları ideal.
- Mutlaka Tadın: Kaşık sapı mantısı, taze kavrulmuş saray helvası ve bombay fasulyesi.
Mudurnu'ya Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
Özel araçla İstanbul yönünden geliyorsanız TEM otoyolu üzerinden Akyazı çıkışını kullanın. İlçe merkezine ulaştığınızda dar ve Arnavut kaldırımlı sokaklarda park yeri aramak tam bir zaman kaybı. Aracınızı merkezin girişindeki uygun ceplere bırakıp rahat bir yürüyüş moduna geçiyoruz. Yollar genel olarak asfalt ve düzgün yapıda. Ancak rotanıza Sülüklügöl gibi doğal alanları eklerseniz yolun son kısımlarında çukurlu araziyle karşılaşma ihtimaliniz çok yüksek. Alçak altlı bir aracınız varsa bu detayı kesinlikle atlamayın.
Mudurnu Gezilecek Yerler Listesi
Tarihi Mudurnu Sokakları ve Arasta Çarşısı
Cittaslow (Sakin Şehir) unvanına sahip bu sokaklara adım attığımız anda modern dünyanın gürültüsü bıçak gibi kesiliyor. Ahilik geleneğinin kalbi olan Arasta çarşısında, birbirine yaslanmış cumbalı ahşap evlerin arasında kayboluyoruz. Ana caddeyi hızlıca geçip yokuşlu mahallelere doğru tırmanın. Henüz tam restore edilmemiş, yaşanmışlık kokan sivil mimari örneklerini asıl o dar sokaklarda bulacaksınız.

Distopik Bir Masal: Burj Al Babas (Şato Evleri)
İlçe girişinde aniden karşımıza çıkan yüzlerce tek tip şato, klasik Osmanlı mimarisinden sonra zihinde tam bir şok etkisi yaratıyor. Başlangıçta lüks bir termal tesis olarak planlanan bu devasa kompleks, yarım kaldığı için bugün adeta hayalet bir kasaba. Şatoların iç kısımlarına güvenlik gerekçesiyle resmi giriş yok. Ancak çevredeki yüksek tepelere çıkarak o gerçeküstü ve distopik manzarayı fotoğraflama şansına sahibiz. Özellikle gün batımı saatlerinde binaların üzerine düşen gölgeler harika kareler veriyor.
Yıldırım Bayezid Camii ve Hamamı
İnşa tarihi çok eskilere dayanan bu görkemli cami, devasa kubbesiyle erken dönem mimarisinin en iddialı örneklerinden biri. Dışarıdan oldukça ağırbaşlı duran yapı, içeri girdiğinizde muazzam bir ferahlık sunuyor. Caminin hemen yanındaki tarihi hamamı da mutlaka dışarıdan inceleyin. O dönemin sosyal yaşamını anlama konusunda bize harika bir perspektif kazandırıyor.
Mudurnu Saat Kulesi
Şehrin doğusunda yüksek bir tepeye konumlanan ahşap saat kulesi, ilçenin en karakteristik silüeti. Orijinali bir yangında kül olduktan sonra tamamen yerel halkın dayanışmasıyla yeniden ayağa kaldırılmış. Kuleye çıkan patika biraz dik ve yorucu. Fakat tepeye ulaştığınızda tüm tarihi dokuyu ayaklarınızın altına seren o panoramik manzara her adıma değiyor.
Armutçular Konağı
Burası sadece Mudurnu'nun değil, tüm bölgenin en iyi korunmuş ahşap sivil mimari örneklerinden. Dış cephesindeki oymalar bir yana, konağın asıl büyüleyici kısmı tavanlarındaki ahşap oyma süslemeler. Günümüzde özel bir işletme olarak hizmet veren yapının içine girip o dönemin aristokratik ev yaşantısına yakından tanık olabilirsiniz. Eski bir pencerenin kenarına oturup sokağı izlemek insana büyük bir huzur veriyor.

700 Yıllık Bir Ritüel: Mudurnu Esnaf Duası
Sadece binaları değil, kültürü de yaşatan en canlı kanıt bu ritüel. Her Cuma günü sala ile öğle ezanı arasında tüm çarşı esnafı dükkanlarının önüne çıkıp bereket duasına katılıyor. Bu duada çok ince bir detay var; demirciler bütün hafta ayakta çalıştığı için duada oturma hakkına sahipken, diğer esnaflar ayakta durarak onlara saygı gösteriyor. Cuma sabahı buradaysanız bu kadim geleneğin yarattığı o muazzam atmosfere mutlaka şahit olun.

Şifa Arayanlara: Babas ve Sarot Termal Bölgesi
Bölge, yeraltından kaynayan zengin mineralli sularıyla da çok popüler. İlçe merkezine oldukça yakın konumdaki Babas Kaplıcası, özellikle fiziksel rahatsızlıklar için tercih edilen geleneksel bir şifa merkezi. Biraz daha modern havuzlar ve kapsamlı kürler arıyorsanız, yönünüzü Akyazı yolu üzerindeki Sarot termal havzasına çevirin. Orman içindeki bu sıcak su deneyimi, bedeninizi tamamen gevşetiyor.
Mudurnu Çevresindeki Doğal Güzellikler
Sülüklügöl Tabiat Parkı
Büyük bir toprak kayması sonucu oluşan göl, suyun içinde birer mızrak gibi yükselen kurumuş asırlık ağaçlarıyla oldukça mistik bir atmosfere sahip. Göle giden orman yolu engebeli, bu yüzden yavaş ve dikkatli ilerlemek şart. Çevresinde herhangi bir ticari tesis bulunmadığı için piknik veya kamp planınız varsa tüm erzağınızı yanınızda getirin. Göl kenarında çadır kurmak, Bolu kamp alanları arasındaki en vahşi ve bakir tecrübelerden biri.
Sünnet Gölü
Derin bir vadinin arasına sıkışmış bu krater görünümlü göl, çam ormanlarının suya yansımasıyla zümrüt yeşili bir renge bürünüyor. Merkezdeki yoğunluktan kaçmak isteyenler için tam bir sığınak. Gölün etrafını dolanan kısa yürüyüş parkurunu mutlaka adımlayın. Suyun üzerindeki yabani kuşları izleyerek güne dinlendirici bir mola verebilirsiniz.
Abant Gölü Milli Parkı
İlçe merkezine kısa bir sürüş mesafesinde yer alan Abant, yılın her dönemi apayrı bir renk paleti sunuyor. Sadece göl girişindeki kafelerde oturmak yerine, ormanın derinliklerine doğru giden uzun yürüyüş yolunu tam tur dönün. Nilüfer çiçeklerinin arasından süzülen endemik balıkları yakından görme şansı yakalıyorsunuz. Göl etrafındaki ormanlık alan, doğaseverler için bölgenin en ikonik Abant gezilecek yerler rotalarından birini oluşturuyor.
Mudurnu'da Ne Yenir?
Tarihi sokaklarda gezerken acıktığımızda, yöresel esnaf lokantaları bizi oldukça tatminkar lezzetlerle karşılıyor. Öncelikle yoğurtlu ve cevizli servis edilen, hamurun özel şeklinden adını bulan kaşık sapı mantısı masanın başrolü. İri taneleriyle damakta dağılan bombay fasulyesi ise yörenin vazgeçilmez bir diğer spesiyali. Bu yöresel tatları çarşı içindeki Aşiyan Mudurnu Sofrası veya Meram Lokantası gibi samimi mekanlarda mutlaka deneyin. Yemeğin üzerine sıcak ve taze kavrulmuş Mudurnu saray helvası harika gidiyor.

Mudurnu Yöresel Pazarı ve Alışveriş
Gezinizi Cumartesi gününe denk getirdiyseniz, merkezde kurulan yöresel pazar tam bir şenlik alanı. Köy kadınlarının kendi elleriyle hazırladığı erişte, kızılcık tarhanası, keş peyniri ve taze orman meyveleri tezgahları süslüyor. Gastronomik alışverişin yanında, bölgenin meşhur el emeği iğne oyaları da çok zarif birer hatıra seçeneği. Bakırcılar Çarşısı'ndaki minik dükkanlara girip, örs sesleri arasında ateşle şekil alan el yapımı kahve cezvelerinden alarak yerel zanaatkarlara küçük desteklerde bulunabilirsiniz.

Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Şikayet Et