Ayasofya Müzesi

Ayasofya Müzesi

Trabzon İmparatorluğu krallarından I. Manuel Komnenos döneminde 1238-1263 yılları arasında kilise olarak inşa edilen Ayasofya Kilisesi, Trabzon’da. Murat döneminde ve 1670 yılında Kürt valisi Ali Bey’in minber ve müezzin mahfili eklemesiyle cami olarak kullanılmaya başlanmış.

Birinci Dünya Savaşı ve Rus işgali sırasında depo ve hastane olarak kullanılmış, 1964 yılında dünyanın prestijli üniversitelerinden Edinburgh Üniversitesi ve Vakıflar Genel Müdürlüğü işbirliğiyle müze olarak ziyarete açılmıştır. Daha sonra 28 Haziran 2013 tarihinde Müslümanların ibadetine açılmış ve yeniden cami olarak kullanılmaya başlanmış. İnşa edildiği dönem, denize çok yakın olan, fakat şu anda aralarında 200 metre mesafede olan kilisenin bahçesinde Hristiyan ve Osmanlı dönemine ait mezar taşları, başka yerlerde bulunup buraya getirilen kalıntılar ile kiliseden bağımsız ve 1427 yılında deniz feneri olarak kullanılmak amacıyla yapılan bir çan kulesi bulunuyor.

Trabzon Ayasofya Muzesi
Trabzon Ayasofya Kilit Tasi

Kilise yukarıdan bakıldığında haç şeklinde. Kubbesi, Hz İsa’nın havari sayısı göz önünde bulundurularak 12 köşeli inşa edilmiş. Yapının güney girişi en görkemli bölümü. Girişin üzerine yer alan kilit taşında Komnenos hanedanının devlet amblemi olarak bilinen tek başlı bir kartal motifi bulunuyor. Roma İmparatorluğu döneminde çift başlı kartal olan sembol, 475 yılında Batı Roma İmparatorluğu’nun yıkılmasıyla tek başlı kartal haline gelmiş. Hemen altında Hristiyan inancında kutsal ruhu temsil eden doğu ve batı yönüne doğru çevrilmiş iki beyaz güvercin bulunuyor. Yanlarında bulunan yıldız ve hilal, güneş ile aynı, yani iyilik ve kötülüğü simgeliyor. Bunların altında ise ölümsüzlüğün simgesi geyik motifleri var. Friz üzerindeki figürlerde ise Adem ve Havva’nın yaratılışı ve cennetten kovulmaları ve çocukları Kabil’in Habil’i öldürme hikayeleri anlatılıyor. Yapının doğu tarafında, yani giriş kapısının aksi yönünde, arka tarafta Bizans İmparatorluğu’nda Doğu ve Batı Roma’yi simgeleyen çift başlı kartal sembolü bulunuyor. Alt tarafında ise kesici aletler ile çizilmiş gemi motifleri bulunuyor. Bu motiflerin 1400 – 1700 yılları arasında limanlara gelen gemilere ait olduğu düşünülüyor.

Ayasofya Müzesi’nin içinde 6 çeşit mermerden yapılan bir yer döşemesi var. Bir benzeri, İstanbul Ayasofya Müzesi‘nde üst katta kraliçe törenlerinin yapıldığı yer olarak geçen alanda da var. Trabzon’da da törenler burada yapılıyor. Ayasofya kilisesi Trabzon’da bulunan kiliseler arasında en çok süslemesi olan kilise ve yapının duvarları günümüze iyi bir şekilde korunarak gelmiş birçok fresk ile dolu. İç kısımda kubbenin üzerinde her şeyin hakimi anlamına gelen Pantakrator freski bulunuyor. Hemen altında uçuşan melekler var. Kubbede bulunan 12 pencerenin aralıklarında 12 havarinin tasvirleri bulunuyor. Pandantiflerde Hz İsa’nın doğumu, çarmıha gerilmesi, ölüler ülkesine inişi ve vaftizi bulunuyor. Mihrabın üzerine denk gelen doğu apsisin üzerinde Hz Meryem ve Hz İsa, İsa’nın göğe yükseldiği, kutsanan havariler, balık tutma mucizesi, İsa’nın yaralarına dokunana kadar dirildiğine inanmayacağını söyleyen şüpheci Thomas ve Hz Meryem’in doğumu bulunuyor.

Balık tutma mucizesi İsa’nın Yuhanna İncili’nde geçen bir mucizesidir. İsa, ilk üç havarisi ile birlikte balığa avına çıkar ve gece boyunca bir şey tutamazlar. Günün ilk ışıklarında İsa, balığa çıkan insanlara yiyecek bir şeyler olup olmadığını sorar. Tabii ki onun İsa olduğunu bilmezler. İsa, sorusuna – yok – cevabı alınca, “Ağı, kayığın sağ yanına atın.” der ve birçok balık, ağlarına takılmıştır. İsa, ilk üç havarisini bu şekilde seçiyor. Kuzey bölümde azizler ve Hz İsa’nın ölüler ülkesine inişi ve çarmıha gerilmesi bulunuyor.

Batı duvarında ayak yıkama, son akşam yemeği, Vali Pilatus ellerini yıkarken, Havari Petrus’un inkarı bulunuyor. Kuzey dış nartekste Hz Yakup’un rüyası, Aziz George’a işkence edilmesi, sekiz asker Aziz, yeni Hristiyanların vaftizi, Hz İsa’nın soyağacı, Havariler yeryüzünde vaaz ederken işlenmiş. Hıristiyanlıkta insanoğlu, Adem ve Havva’nın işlediği günahlardan ötürü doğarken bile günahkar doğar. İnsanoğlu, önceleri 30 yaşında vaftiz olurken, 30 yaşından önce ölenleri de düşünerek vaftiz yaşını bebeklik dönemlerine indirdiler. Hz İsa’nın vaftiz sahnelerine bakıldığında, MS 27. yılda İsa’yı vaftiz eden, Luka İncili’ne göre İsa’nın akrabası olan Vaftizci Yahya’dır. Hıristiyanlıkta, İsa’nın müjdecisi olarak kabul edildiği için Müjdeci Yahya olarak da bilinir. Gökten bir ışık hüzmesi ve güvercinin inmesi şeklinde tasvir edilir. Batı giriş narteksinde Hz Meryem’e müjde, koruyucu Meryem, Hz İsa ve Kitabı Mukaddes, tavanda dört İncil yazarı ve hayvan simgeleri, Hz İsa’nın vaftizi, doğuştan görmeyen birinin gözlerinin açılması bulunuyor.

Trabzon Ayasofya Muzesi Gozlerin Acilmasi
Trabzon Ayasofya Muzesi Fresk

Devamında bilginler arasındaki çocuk İsa, Hz İsa’nın ilk mucizesi suyun şaraba dönmesi, şeytana tutsak olmuş çocuğun iyileştirilmesi, şifalı havuz ve kötürüm adamın iyileştirilmesi, Hz İsa’nın su üzerinde yürümesi ve fırtınayı dindirmesi, Havari Petrus’un kaynanasını iyileştirmesi, Hz Meryem ve vaftizci Yahya’nın Hz İsa’dan rahmet dilemesi, 5000 kişinin doyurulması bulunuyor. Batı dış nartekste ise mahşer resmedilmiş. Yuhanna İncili’ne göre İsa’nın 5000 kişiyi doyurması şu şekilde gerçekleşiyor. İsa gittiği bir yerde, yaklaşık 5000 kişinin kendisini takip ettiğini görür ve yanındaki 12 havarisinden biri olan Filipus’a, kalabalık için nereden yemek bulabileceklerini sorar. Az ilerideki bir gencin elindeki beş ekmeği ve iki balığı alır, Allah’a şükreder ve ekmek ile balığı parçalara ayırarak yaklaşık 5000 kişilik kalabalığı doyurur. Ayasofya Müzesi’nin duvarlarında yer yer İncil yazarlarının sembolleri gibi tasvirler, geometrik bitkisel süslemeler, tek başlı kartal, hayali yaratıklar ve kuş figürleri bulunuyor.