Ege ve Akdeniz'in kucaklaştığı o ince çizgide, zamanın yavaş aktığı bir yarımadadasınız. Datça, sadece denize girmek için gidilen bir yer değil; rüzgarın kokusunu takip edip gizli bir bükte huzuru bulma sanatı olarak karşınıza çıkıyor.
Yarımadanın bir ucu Knidos Antik Kenti'ne kadar uzanırken, yol boyunca karşınıza çıkan virajlar sizi bazen turkuaz bir havuza bazen de çam kokulu bir ıssızlığa çıkarıyor. Burası, her köşesinde ayrı bir hikaye barındıran, doğanın en cömert davrandığı duraklardan biri.
Datça Merkez Plajları: Şehirle İç İçe Deniz Keyfi
Şehir merkezinden uzaklaşmadan, yürüyerek veya kısa bir yürüyüşle ulaşabileceğiniz plajlar, Datça'nın yerel dokusunu en iyi hissedeceğiniz noktalar arasında yer alıyor.
Kumluk Plajı
Adıyla müsemma olan bu sahil, Datça merkezinin en popüler noktası. Denizi oldukça sığ ve tamamen ince kumdan oluşuyor. Özellikle çocuklu aileler veya sığ su sevenler için burası biçilmiş kaftan. Gündüzleri güneşin tadını çıkarırken, akşamları plajın üzerine kurulan masalarda denizin hemen yanında yemek yeme şansınız bulunuyor. Suyu çok geç derinleştiği için kendinizi bir gölün ortasında gibi hissediyorsunuz.

Taşlık Plajı ve Ilıca Gölü
Limanın hemen ilerisinde yer alan Taşlık Plajı, kum ve çakıl karışımı bir zemine sahip. Burayı özel kılan ise plajın hemen yanındaki Ilıca Gölü oluyor. Dağın eteğinden kaynayan kükürtlü ve şifalı suyun denize karıştığı bu nokta, farklı bir deneyim sunuyor. Denizden çıkıp gölün serin sularına kendinizi bırakmak oldukça ferahlatıcı. Taşlık Plajı, merkezde olmasına rağmen suyunun berraklığıyla sizi şaşırtıyor.
Hastanealtı Plajı
Merkezin kuzey rüzgarlarına en açık olduğu bölgede yer alan bu plaj, genellikle çakıl taşlarından oluşuyor. Rüzgarlı günlerde dalgalı olsa da, sabah erken saatlerde çarşaf gibi bir denizle karşılaşıyorsunuz. Kendi havlunuzu atıp ağaç gölgelerinde kitap okuyabileceğiniz, daha sakin bir durak arıyorsanız rotanızı buraya çevirin.
Datça'nın Üç Güzelleri: Meşhur Bükler
Datça denince akla gelen ilk üçlü olan bu bükler, yarımadanın güney sahilinde yan yana diziliyor. Her birinin kendine has bir kitlesi ve atmosferi bulunuyor.
Hayıtbükü: Sığ ve Durgun
Yarım saatlik bir yolculukla ulaşabileceğiniz Hayıtbükü, etrafı tepelerle çevrili olduğu için rüzgarı neredeyse hiç hissettirmiyor. Denizi sığ ve oldukça dingin. Küçük bir koy olduğu için özellikle yüksek sezonda yer bulmak zor olabiliyor. Burası, gün boyu denizin keyfini sürüp akşamüstü çayınızı yudumlayabileceğiniz huzurlu bir balıkçı köyü havasında.

Kızılbük (Gabaklar): Sakinlik Arayanlara
Hayıtbükü'nün hemen yanındaki tepeden aştığınızda karşınıza çıkan Kızılbük, çok daha geniş ve ferah bir alan sunuyor. Hayıtbükü'nün kalabalığından kaçmak isteyenler için burası gerçek bir sığınak. Arka plandaki yüksek tepeler ve palmiye ağaçları, buraya tropikal bir hava katıyor. Denizi biraz daha çabuk derinleşse de suyun rengi her daim büyüleyici.
Palamutbükü: Yarımadanın En Uzun Sahili
Datça'nın belki de en meşhur durak noktası Palamutbükü oluyor. Kilometrelerce uzanan sahil şeridi boyunca su o kadar berrak ki, kendinizi dev bir akvaryumda yüzüyor gibi hissediyorsunuz. Sahili büyük oranda taşlık, bu yüzden deniz ayakkabısı kullanmanız konforunuz için oldukça önemli. Geniş alanı sayesinde kalabalık olsa bile kendinize özel bir köşe bulmanız her zaman mümkün.

Sadece Tekneyle veya Zorlu Yollarla Ulaşılan Gizli Koylar
Eğer gerçek bir macera arıyorsanız ve kalabalıklardan tamamen uzaklaşmak istiyorsanız, Datça'nın kuzey sahilindeki veya sadece denizden ulaşılan koyları listenize almalısınız.
Domuz Çukuru
Karayolu ulaşımı olmayan bu koy, Datça'nın en bakir noktalarından biri. Mesudiye'den kalkan teknelerle veya bot taksilerle ulaşım sağlıyorsunuz. Etrafı çam ve zeytin ağaçlarıyla çevrili olan bu koyda sadece doğanın sesi hakim. Elektrik ve suyun kısıtlı olduğu bu bölge, modern dünyadan kopup tam bir inzivaya çekilmek isteyenlerin favorisi. Suyun altı da en az üstü kadar zengin, yanınızda mutlaka deniz gözlüğü bulundurun.

Mersincik Koyu
Datça'nın Ege tarafına bakan kuzey sahilindeki Mersincik, ulaşımı en zor ama en ödüllendirici koyların başında geliyor. Arazi aracınız yoksa karadan ulaşım oldukça zahmetli, bu yüzden genellikle tekne turlarının rotasında yer alıyor. Turkuazın en açık tonlarını burada görebilirsiniz. Koyun içerisinde herhangi bir işletme bulunmuyor, bu yüzden hazırlıklı gitmeniz gerekiyor.
Murdala Koyu
Cumalı Köyü üzerinden ulaşılabilen Murdala, hem kampçılar hem de doğa yürüyüşçüleri için vazgeçilmez bir nokta. Yolu oldukça virajlı ve stabilize olduğundan binek araçlarla dikkatli gidilmesi tavsiye ediliyor. Karşıdaki Bodrum ve Yunan Adaları manzarasına karşı yüzmek, burada yaşayacağınız en özel deneyimlerden biri.
Datça Plajları Hakkında Pratik Bilgiler ve Tavsiyeler
Datça'da deniz keyfini en üst seviyeye çıkarmak için bazı yerel ipuçlarını bilmenizde fayda var. Yarımada genelinde deniz genellikle taşlık bir yapıya sahip. Bu nedenle yanınızda deniz ayakkabısı bulundurmanız, kıyıdaki keskin taşlardan veya deniz kestanelerinden korunmanızı sağlar.
Rüzgar, Datça'nın karakterini belirleyen en önemli unsurdur. Eğer kuzeyden sert bir rüzgar esiyorsa, yarımadanın güneyindeki Palamutbükü, Hayıtbükü veya Kargı Koyu gibi durakları tercih edin. Bu koylar dağların arkasında kaldığı için deniz çarşaf gibi kalıyor.

Kargı Koyu gibi merkez yakınındaki yerlerde yer altından kaynayan tatlı sular denize karışıyor. Bu da suyun beklediğinizden daha serin olmasına yol açabiliyor. Sıcak yaz günlerinde bu serinlik hayat kurtarıyor ancak soğuk su sevmeyenlerin bunu göz önünde bulundurması gerekiyor.
Son olarak, Datça koylarının çoğunda işletme bulunmadığını unutmayın. Özellikle bakir koylara giderken suyunuzu, yiyeceğinizi ve güneşten korunmak için şemsiyenizi yanınıza almanız konforunuzu artırıyor. Doğayı bulduğunuz gibi bırakmak ve bu eşsiz güzelliği korumak ise buranın yazılı olmayan en önemli kuralı olarak karşınıza çıkıyor.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Şikayet Et