Fethiye sınırları içindeki Dodurga Köyü ile kelimenin tam anlamıyla iç içe geçmiş bir tarih sahnesine adım atıyorsunuz. Köylülerin asırlık zeytin ağaçları ve sebze bahçeleri arasında aniden yükselen devasa lahitler sizi sessizce selamlıyor. Kazı çalışmalarıyla sınırları çizilmiş, gişeli ve turnikeli standart ören yerlerinden tamamen farklı bir auraya sahip.
Burası doğanın ve yerel köy yaşantısının tam ortasında kalmış, muazzam bir sessizlik barındırıyor. Kaybolmuş hissi veren patikalarda yürürken, her köşeden fırlayan antik taşlar ve üzerlerindeki figürler heyecanınızı sürekli canlı tutuyor.
Sidyma Antik Kenti Nerede ve Nasıl Gidilir?
Sidyma, Muğla ilinin Seydikemer ilçesine bağlı Dodurga Mahallesi sınırları içinde yerleşiyor. Fethiye merkezden Kaş yönüne doğru ilerlerken Eşen sapağından dağ yoluna sapmanız gerekiyor.
Burada çok kritik bir navigasyon uyarısına kulak vermelisiniz. Harita uygulamalarındaki standart pinlemeler sizi köyün çıkmaz sokaklarına veya aracınızın altını vurabileceğiniz son derece bozuk tarla yollarına sokabiliyor. Hedefinizi doğrudan Dodurga Köyü meydanı veya köy camisi olarak ayarlayın. Asfalt yol bittikten sonra başlayan stabilize dağ yolunu bitirip köy meydanına ulaştığınızda aracınızı mutlaka buraya park edin.
Antik kentin kalbine inen son bölümü kesinlikle yürüyerek aşmalısınız. Yürüyüş yolunun dar, engebeli ve çalılıklarla kaplı olması sebebiyle yanınızda şu donanımları mutlaka bulundurun:
- Çalı çiziklerinden korunmak için uzun paçalı bir pantolon
- Bozuk zeminlerde bilek burkulmasını önleyecek altı kalın, sağlam bir trekking ayakkabısı
- Yol boyunca tesis bulunmadığı için sırt çantanızda yeterli miktarda içme suyu
Köy meydanındaki asırlık çınar ağacının altından başlayan taşlık patikayı takip edin. Sincaplar ve kaplumbağalar eşliğinde yürüdüğünüz bu ince yol, sizi doğrudan tarihin kalbine çekiyor.
Sidyma Antik Kenti Giriş Ücreti ve Ziyaret Saatleri
Burası Kültür Bakanlığı'na bağlı resmi bir müze statüsünde işletilmiyor. Alanın etrafını çeviren bir tel örgü, kapıda sizi durduran bir bilet gişesi veya turnike ile karşılaşmıyorsunuz. Sidyma Antik Kenti tamamen ücretsiz.

Ziyaret saatleri konusunda da tamamen özgürsünüz. Ancak bölgede hiçbir aydınlatma altyapısı bulunmadığı ve arazinin engebeli yapısı nedeniyle gezinizi mutlaka gün ışığında tamamlayın. Özellikle doğa fotoğrafçılığı ile ilgileniyorsanız, sabahın erken saatlerindeki serin hava veya gün batımına yakın oluşan altın saatler harika gölge oyunları yakalamanızı sağlıyor.
Adım Adım Sidyma: Karşılaşacağınız Tarihi Eserler
Antik kentin kalıntıları oldukça geniş ve dağınık bir alana yayılmış durumda. Bilgilendirme tabelaları yönünden çok zayıf bir alanla karşı karşıyasınız. Bu yüzden dikkatinizi her an açık tutup ağaçların arasına gizlenmiş taşları detaylıca incelemeniz gerekiyor.
Akropol ve Antik Tiyatro
Dodurga Köyü'nün kuzeyindeki iki bölümlü tepe, kentin akropolünü oluşturuyor. Güneydoğu yönünde uzanan devasa savunma duvarları dönemin mimari vizyonunu net bir şekilde gözler önüne seriyor. Çalıların arasından biraz daha ilerlediğinizde, toprak altında kalmış olsa da oturma sıralarının bir kısmını görebileceğiniz antik tiyatro kalıntılarına ulaşıyorsunuz.
Artemis Tapınağı ve Stoa
Köyün tam ortasında, sütunları hala inatla ayakta duran etkileyici bir Stoa yer alıyor. İmparator Claudius döneminde inşa edilen bu yapının hemen yanı başında ise Artemis Tapınağı'nın devasa mimari blokları göze çarpıyor. Ayrıca köyün giriş kısmında yer alan eski bir hamam yapısının ayakta kalan kemerleri de bu bölgede fotoğraflayabileceğiniz en nostaljik detaylar arasında.
Güvercin Yuvası Formundaki Likya Kaya Mezarları
Bölgedeki en sağlam ve akılda kalıcı yapılar kesinlikle anıt mezarlar. Ksantos veya Pınara antik kentlerinde benzerlerini görebileceğiniz güvercin yuvası şeklindeki kaya mezarlarının harika örnekleri burada da mevcut. Ayrıca köylülerin günlük yaşam alanları arasına karışmış devasa Likya lahitleri, özellikle çatı altlarındaki ince işçilikli oymalarıyla uzun süre incelenmeyi hak ediyor.

Bir Askerden İmparatora: Gerçek Sidyma Efsanesi
İnternetteki pek çok turizm kaynağında buranın tarihi Roma İmparatoru Marcus Aurelius ile ilişkilendiriliyor. Bu oldukça büyük bir tarihi bilgi hatası. Sidyma'nın kulaktan kulağa yayılan asıl destanı, dönemin sıradan bir askeri olan Marcianus etrafında şekilleniyor.
Pers seferi sırasında ağır hastalanan Marcianus, birliğinden ayrılarak Sidyma'da kalmak zorunda kalıyor. Burada yaşayan iki yardımsever kardeş ona evlerini açıp tamamen iyileşmesini sağlıyor. Bir gün öğle uykusuna daldığında, devasa bir kartalın kanatlarını açarak ona güneşten gölge yaptığını gören kardeşler bu mucizevi olayı Marcianus'a aktarıyor.
Bunu kesin bir imparatorluk işareti olarak yorumlayan kardeşlere Marcianus, günün birinde gerçekten güç sahibi olursa onları asla unutmayacağına söz veriyor. Yıllar sonra Roma İmparatoru unvanını alarak tahta çıkan Marcianus, bu ücra dağ köyündeki kadim dostlarını unutmuyor ve onları Likya Birliği'nin en üst düzey yöneticileri pozisyonuna getiriyor.
Sidyma Çevresinde Gezilecek Yerler
Sidyma ziyareti tek başına tüm gününüzü almıyor. Buradaki sessiz ve tarihi turunuzu bitirdikten sonra rotanızı masmavi deniz manzaralı Likya Yolu virajlarına rahatlıkla çevirebilirsiniz. Harika bir deniz ve doğa havası solumak isterseniz Kelebekler Vadisi konaklama rehberi içindeki doğa dostu rotalara göz atıp planınızı anında zenginleştirebilirsiniz.
Dağların serinliğinden sahile inmeden önce, dik yamaçların üzerindeki Faralya Uzunyurt Köyü manzaralarına karşı yorgunluk kahvenizi yudumlamak efsanevi bir final seçeneği oluşturuyor.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Şikayet Et