Dar sokaklar, cumbalı ahşap evler ve buram buram tarih kokan bir atmosfer. Burası sadece fotoğraf çekilip geçilecek basit bir mahalle değil. Doğru planlama yapmadığınızda kalabalıkta yorulacağınız, müzelerin öğle molalarına denk gelip kapıda kalacağınız oldukça detaylı bir bölge. Tüm gününüzü verimli kullanmanız için hazırladığım bu rota ile sokaklarda kaybolmadan adım adım ilerleyebilirsiniz.
Odunpazarı Evleri Nerede ve Nasıl Gidilir?
Eskişehir merkezinin güney tepelerinde yer alan bu tarihi bölgeye ulaşım oldukça kolay. Şehrin her yerinden geçen tramvayları kullanarak Atatürk Lisesi durağında inmeniz yeterli. Duraktan itibaren o meşhur renkli evlerin başladığı hafif yokuşu hemen göreceksiniz. Yürümeyi pek sevmiyorsanız, Atatürk Lisesi veya Malhatun duraklarından kalkan ring otobüslerini de tercih edebilirsiniz.

Araçla Gelenler İçin Kritik Otopark Tavsiyeleri
Hafta sonları bölgedeki trafik gerçekten bunaltıcı seviyelere ulaşıyor. Aracınızı dar sokak aralarına park etmeye çalışmak büyük bir zaman kaybı. Bunun yerine Kemal Zeytinoğlu Caddesi üzerindeki ücretli otoparkları kullanın veya aracınızı şehir merkezinde bırakıp tramvayla buraya geçin. Sokak aralarındaki eğim ve park yasakları, tatil gününüzü bir çekici macerasına dönüştürebilir.
Odunpazarı Sokaklarında Gezilecek Müzeler
Bölge adeta bir açık hava müzesi konumunda, ancak kapalı mekanların mesai saatlerine dikkat etmek şart. Çoğu müze Pazartesi günleri kapalı oluyor. Öğle aralarında ise kapıda beklemek zorunda kalabilirsiniz.

Sabahın erken saatlerinde kalabalık bastırmadan en popüler noktalardan başlamak en mantıklı strateji. Rotanızın diğer bir önemli parçası olan Devrim Arabası ziyaretinizi de bu bölgedeki müze saatlerine göre ayarlamanız faydalı olacaktır.
OMM - Odunpazarı Modern Müze (Kengo Kuma İmzası)
Geleneksel mimarinin ortasında yükselen bu yapı, ünlü Japon mimar Kengo Kuma ve ekibinin eserlerinden biri. Çam ağaçlarının birbirine kenetlenmesiyle oluşan dış cephe tasarımı tek kelimeyle kusursuz. İçerisi ise ferah, ışık oyunlarıyla dolu ve oldukça sessiz.
Müzede Osmanlı ve Japon mimarisinin modern bir sentezini görüyorsunuz. Kalıcı ve geçici sergilerin yer aldığı katları gezerken mimari detayları incelemeyi ihmal etmeyin. Özellikle hafta sonu öğleden sonraları kapıda ciddi bilet kuyrukları oluşuyor, bu yüzden günün ilk saatlerini buraya ayırmak oldukça mantıklı.
Yılmaz Büyükerşen Balmumu Heykeller Müzesi
Türkiye'nin ilk balmumu müzesi olan bu mekan, her daim yoğun bir ziyaretçi akınına uğruyor. İçeride tarihi şahsiyetlerden sanatçılara kadar birçok ismin heykeli var. Ancak bilmeniz gereken en önemli detay sıra bekleme süresi. Hafta sonu kapıdaki kuyruk sokağın sonuna kadar uzanabiliyor.
İçerideki heykellerle fotoğraf çektirmek için dar koridorlarda adım adım ilerliyorsunuz. Klimalar çalışsa da kalabalıktan dolayı içerisi oldukça basık olabiliyor. Burayı gezmek niyetindeyseniz, sabah açılış saatinde kapıda olmanız size büyük zaman kazandıracak.
Kurşunlu Camii ve Külliyesi
Yüzyıllar öncesinden günümüze ulaşan bu tarihi yapı, bölgenin tam merkezinde yer alıyor. Caminin kubbesi kurşun kaplı, avlusu ise ulu ağaçların gölgesinde oldukça serin. Eskiden Mevlevihane olarak kullanılan bu alanda günümüzde el sanatları atölyeleri ve küçük sergi alanları var.
Külliyenin içindeki kervansaray bölümü artık nikah salonu olarak hizmet veriyor. Avludaki çeşmeden su içip, sıcak cam üfleme atölyelerindeki ustaların çalışmalarını izleyebilirsiniz. Burası sokakların yorucu kalabalığından kaçıp nefes almak için ideal bir durak.
Lületaşı ve Çağdaş Cam Sanatları Müzeleri
Külliyenin hemen içindeki medrese bölümünde dünyada eşi benzeri olmayan bir Lületaşı Müzesi var. Lületaşının topraktan çıkışından pipo ve bibloya dönüşüm sürecini anlatan eserler tam bir ustalık işi. Üstelik bu müzeye girmek tamamen ücretsiz.
Çağdaş Cam Sanatları Müzesi ise farklı tekniklerle işlenmiş cam eserlere ev sahipliği yapıyor. Işıklandırmalar sayesinde camın her bir yansıması ayrı bir görsel şölen sunuyor. İki müzeyi arka arkaya gezmek, bölgenin sanat kültürünü anlamak açısından oldukça doyurucu.
Atlıhan El Sanatları Çarşısı ve Alışveriş
Eskiden atların bağlandığı, tüccarların konakladığı bu iki katlı tarihi han, şimdi lületaşı ustalarının tezgahlarına ev sahipliği yapıyor. Ortasında zarif bir şadırvan var, mimarisi ise tipik bir Osmanlı hanı formatında. Ahşap korkuluklu merdivenlerden üst kata çıkıp hanın tamamını fotoğraflayabilirsiniz.
Eskişehir hatırası almak istiyorsanız en bol çeşit burada. Ancak ustaların birçoğu öğle saatlerinde kepenk kapatıp yemeğe çıkıyor. Alışverişinizi öğle arasına bırakmamaya özen gösterin. Takı, pipo veya ahşap oymacılığı ürünlerini incelerken pazarlık yapmayı da unutmayın.
Odunpazarı'nda Ne Yenir? (Çibörek ve Balaban Köfte Noktaları)
Gezerken acıktığınızda bölgedeki tarihi konakların avlularına kurulmuş restoranlar imdadınıza yetişiyor. Kırım Tatarlarının meşhur lezzeti çibörek, incecik hamuru ve sulu kıymasıyla burada mutlaka denenmesi gereken bir tat. Sipariş üzerine anında kızartılarak servis ediliyor, bu yüzden masaya geldiğinde oldukça sıcak oluyor.
Bir diğer efsane ise Balaban köfte. Bol tereyağlı pidelerin üzerinde köfte ve özel sosla servis edilen bu lezzet oldukça doyurucu. Dar sokaklardaki küçük butik kafelerde ise yorgunluk kahvesi içip yanında meşhur met helvasının tadına bakabilirsiniz.
Konaklama: Odunpazarı Evleri'nde Kalınır Mı?
Eskişehir gezinizde modern oteller yerine tarihin içinde uyanmak istiyorsanız, restore edilmiş konaklardan dönüştürülen butik oteller iyi birer seçenek. Gıcırdayan ahşap merdivenler, cumbalı odalar ve avluda yapılan serpme kahvaltılar otantik bir deneyim sunuyor.

Ancak bilmeniz gereken kritik bir detay var: Akşam saatlerinde günübirlik ziyaretçiler çekildiğinde sokaklar ıssız ve karanlık bir hale bürünüyor. Gündüz cıvıl cıvıl olan o sokaklar gece oldukça sessiz. Ayrıca araçla geliyorsanız, valizi dar ve park yasağı olan yokuşlu sokaklardan otele taşımak yorucu bir antrenmana dönüşebiliyor.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Şikayet Et