Bodrum'un o meşhur, enerji dolu gece hayatından ve kalabalığından sıyrılıp Halikarnas'ın hemen arka sokağına saptığınızda, zamanın durduğu bambaşka bir dünyaya adım atıyorsunuz. Burası sadece bir müze değil, Türkiye'nin Sanat Güneşi Zeki Müren'in hayatının son yıllarını geçirdiği, yalnızlığını ve sanatını duvarlarına işlediği evi.
Kapıdan içeri girdiğiniz an, o ışıltılı sahne kostümlerinin ardındaki mütevazı yaşamı ve sanatçının ince ruhunu derinden hissediyorsunuz. Eğer Bodrum planlarınız arasında burası varsa, klasik bir müze gezisinden çok daha fazlasına, duygusal bir yolculuğa hazır olun.
- Müzekart: Geçerli
- Otopark: Mevcut değil (Araçsız gelmeniz önerilir)
- Konum: Kumbahçe, Zeki Müren Caddesi
- Ortalama Gezi Süresi: 45 Dakika
Zeki Müren Sanat Müzesi Ziyaret Bilgileri
Müzeyi ziyaret etmeyi planlıyorsanız, kapıda sürprizle karşılaşmamanız için bazı kritik lojistik detayları önceden bilmenizde fayda var. Müze, haftanın belirli günlerinde ziyarete kapalı olabiliyor; bu yüzden gitmeden önce mutlaka güncel durumu kontrol etmelisiniz. Genellikle Pazartesi günleri kapalı olan müze, diğer günlerde sabah saatlerinden akşamüzerine kadar hizmet veriyor.

Giriş ücretleri dönemsel olarak güncellense de burası Kültür ve Turizm Bakanlığı'na bağlı olduğu için Müzekart avantajından yararlanabiliyorsunuz. Eğer kartınız varsa, turnikelerden beklemeden ve ek ücret ödemeden geçiş yapabilirsiniz. Kartınız yoksa kapıdaki gişeden temin etme şansınız da bulunuyor.
En çok sıkıntı yaşanan konu ise kesinlikle ulaşım ve otopark. Müze, Bodrum'un dar sokaklarından birinde yer aldığı için özel aracınızla kapının önüne kadar gitmeye çalışmak ciddi bir zaman kaybı ve stres yaratır. Sokaklar dar, park yeri bulmak neredeyse imkansız.
Aracınızı Kumbahçe sahiline yakın bir otoparka veya daha merkezi bir noktaya bırakıp 5-10 dakikalık keyifli bir yürüyüşle müzeye ulaşmak en mantıklı seçenek. Böylece hem Bodrum'un ara sokaklarını keşfeder hem de park stresi yaşamazsınız.
Evin Hikayesi: Işıltılı Sahnelerden Mütevazı Bir Yaşama
Bu evi gezerken en çok şaşıracağınız detay, Zeki Müren gibi şatafat ile özdeşleşmiş bir ismin, aslında ne kadar sade ve mütevazı bir yaşam sürdüğü olacak. Sanatçı, 1977 yılında satın aldığı bu evi, hayatının son dönemlerinde bir sığınak olarak kullandı. Hastalığının ilerlediği dönemlerde, İstanbul'un kaosundan kaçıp Bodrum'un huzuruna burada kavuştu.
Evin konumu tesadüf değil. Zeki Müren, evin terasından baktığında Bodrum Kalesi'ni ve o masmavi denizi görebileceği bu noktayı özenle seçmiş. Evi gezerken hissedeceğiniz o hafif melankoli, aslında sanatçının bu evde geçirdiği yalnız ama huzurlu günlerin bir yansıması.

Müze Turu: İçeride Sizi Neler Bekliyor?
Müze, iki kattan oluşuyor ve her iki kat size Zeki Müren'in farklı yüzlerini gösteriyor. Alt kat onun insan yönünü, üst kat ise sanatçı yönünü temsil ediyor diyebiliriz.
Alt Kat: Sanat Güneşi'nin Sade Dünyası
Eve girer girmez sizi sanatçının oturma odası, yatak odası ve mutfağı karşılıyor. Burayı gezebilmek için girişte size verilen galoşları giymeniz şart. Odaların dekorasyonunda 80'li yılların ruhunu ve Zeki Müren'in kişisel zevklerini net bir şekilde görüyorsunuz.
Mobilyalar şaşırtıcı derecede sade. Ancak detaylara dikkat ettiğinizde, sanatçının estetik anlayışını fark edeceksiniz. Duvardaki tablolardan kullandığı biblolara kadar her şey birbiriyle uyum içinde. Yatak odasındaki o meşhur egzersiz bisikleti ve yatağının başucundaki kişisel eşyaları, sanki o an evden çıkmış ve birazdan geri dönecekmiş hissi yaratıyor.

Üst Kat: Kostümler ve Anılar
Merdivenlerden üst kata çıktığınızda ise atmosfer tamamen değişiyor. Burası, Zeki Müren'in o görkemli sahne hayatının sergilendiği alan. Rengarenk, pullu, tüylü ve her biri kendi başına bir sanat eseri olan o meşhur sahne kostümlerini cam vitrinler ardında yakından inceleyebilirsiniz. Her kostümün bir ismi ve hikayesi var.
Bu katta ayrıca sanatçının aldığı sayısız ödül, plaket, hayranlarından gelen mektuplar ve kişisel bakım malzemeleri sergileniyor. Makyaj malzemeleri, gözlükleri ve takıları, onun sahneye ne kadar özenle hazırlandığının birer kanıtı. Özellikle hayran mektuplarını okurken, onun halkla kurduğu o samimi bağı daha iyi anlıyorsunuz.
Bahçe ve O Meşhur Buick
Evin içi kadar bahçesi de görülmeye değer. Bahçenin en dikkat çeken parçası, camekanlı özel bir garajda sergilenen ve Zeki Müren ile özdeşleşmiş olan o klasik Buick Regal marka otomobil. Araba o kadar iyi korunmuş ki, kontağı çevirseniz çalışacakmış gibi duruyor.

Bahçede ayrıca sanatçının bronz bir heykeli bulunuyor. Burası, Bodrum manzarası eşliğinde fotoğraf çektirmek için en ideal nokta. Arkaya Bodrum Kalesi'ni ve denizi alarak, Sanat Güneşi ile yan yana bir anı ölümsüzleştirebilirsiniz.
Gitmeden Önce Bilmeniz Gerekenler
Öncelikle, müze içerisinde ziyaretçilerin kullanımına açık bir tuvalet bulunmuyor. Bu, özellikle çocuklu aileler veya yaşlı ziyaretçiler için önemli bir sorun olabilir. İhtiyaçlarınızı müzeye girmeden önce çevredeki kafelerde gidermenizde fayda var.
İkinci kritik nokta, erişilebilirlik. Evin orijinal yapısı korunduğu için içeride asansör yok ve üst kata çıkmak için merdiven kullanmanız gerekiyor. Bu durum, tekerlekli sandalye kullananlar veya yürüme güçlüğü çekenler için üst katı gezmeyi imkansız hale getirebiliyor. Ayrıca yazın en sıcak günlerinde gidiyorsanız, evin içindeki havalandırmanın bazen yetersiz kalabildiğini ve içerinin biraz havasız olabileceğini aklınızda bulundurun.
Son olarak, bu bölgeye gelmişken gezinizi zenginleştirmek isterseniz, müze çıkışında yakın konumdaki diğer Bodrum gezilecek yerler listesine göz atabilir, Kumbahçe sahilinde bir yürüyüşle günü tamamlayabilirsiniz.
Zeki Müren Kimdir?
Müzeyi gezerken eşyaların kime ait olduğunu daha derinlemesine hissetmek için Zeki Müren'in sadece bir şarkıcı olmadığını hatırlamak gerekir. O, Türk müziğinde devrim yapmış, Türkçe'yi en güzel konuşan, klasik kalıpları yıkan bir öncüydü.
Sanat Güneşi ve Paşa lakaplarıyla anılan sanatçı, tüm mal varlığını Türk Eğitim Vakfı (TEV) ve Mehmetçik Vakfı'na bağışlayarak, vefatından sonra bile bu topluma katkı sağlamaya devam eden koca bir yürek. Bu müze, onun sadece sanatını değil, aynı zamanda vatansevgisini ve insani yönünü de gelecek nesillere aktaran bir miras niteliği taşıyor.
Yorumlar (0)
Yorum yapmak için giriş yapın
Şikayet Et